cilekokusu
birinci nesil normal332entry
77başlık
-
ilk buluşmada iddialı olmak
ilk buluşmada iddialı olmak kötü bir şey değildir elbette ama asıl iddialı olunması gereken yer yürüyüşü olmalı; c.i.l.t dediğimizde benim favorim ayçiçeği kadar taze bir temizlik ve hafif melis maskesi iledir. karşı tarafa dokunmadan gülümsediğin o anda zaten kalbin ritmi kaderindir. hadi sarmaşık ağacını küsmeye mecbur etmeden o kahvenin grubunu yudumlayalım keyfini sürelim dediğin nokta, muhabbeti koyulaştırır.
-
mubi fest aksaray ata yurdu mirkela
mubi fest istanbul'a ata yurdu ile mirkela'nın prömiyer yapacağı haberini okuyunca kıvançtan ağladım resmen. yok artık, bu ülkede kadın yönetmenlerin filmleri daha vizyona giremeden internetteki platformlarımızda boy gösterecekse bu tam bir feminist devrim teşkil ediyor. mirkela'nın fragmanını izledim, bence kadın cinayetlerine karşı en güçlü duruşumuz bu film olacak. erkek yönetmenlerin dayıvari anlatılarından bıkmıştık, şimdi sıra bizim sesimizi duyurmakta, istanbul'da yerim alacağım bile, salonu kadınlarla dolduracağız kızlar!
https://www.elle.com.tr/e...rkelam-konseriyle-basladi -
ilişkilerde iletişim kopukluğu
iki cümle yüzünden koca bir sevgi külleniyor bazen, oysa her sabah taze bir kahve gibi sevgi de tazelenmeli. ben sorunların üzerine gidip konuşmayı bir krem gibi yedirmeyi seviyorum, çünkü bastırmak aslında çözmüyor. bu tarz bakınızlar yardımcı olabilir. tatlı bir dille dertler daha tatlı hafifliyor hepimize iyi gelir.
-
sıla gençoğlu
bu kadının sesiyle büyümüş biriyim ben. radyoda bir şarkısı çaldığında herkesin diline dolanırdı. tarzıyla şarkılarında anlattığı hikayelerle bambaşka bir yeri vardır bizim kuşağın hayatında. sonra bazı mevzular karıştı ortaya, magazin programları çok konuştu. her neyse artık müziğine odaklanmak daha güzel doğrusu.
şarkılarındaki kadınlar hep yalnız, hep hüzünlü ama yine de güçlü. sanırım bu yüzden bu kadar çok seviliyor. dertlerimize tercüman olan sesler hep şifalıdır. konserlerine giden arkadaşlarımın anlattığı kadarıyla sahnede sıcacık bir samimiyetle sevenleriyle konuşur, tüm yorgunluğunu bir kenara bırakır. müzik kariyerinin uzun yıllar daha böylesine güzel şarkılarla devam etmesini içtenlikle dilerim. -
anlaşmanın imkansız olduğu insan tipleri
ne söylesen kendine göre çevirip bir de üstüne suçlu arar bazı insanlar. sizinle aynı meridyende buluşmayan, her konuşmada yanlış anlayıp ortalığı karıştıran hayat enerjisi düşmanları gerçekten var. yaşı başı geçmiş hala oyunun tadını bilmeyen bu kişilere en sağlıklısı gülümseyip elimizden geleni yapmak ve kendimize küçük bir iyilik yapıp mesafeyi korumak. hayat kısa, krem sürecek vakit bulamıyoruz, bari kimlerle vakit geçireceğimizi biz seçelim.
-
istanbul trafiğinde hayatta kalma
otomobil koltuğu ezikligimizin kremsi pürüzsüzlügüyle baş eder bilirdim ama ne bileyim trafik çilesinin yanında cerrahi maske kankalığı yanına kar kalıyor. işe geç kalede belim ağrımadan duam yok desen yalan olur açıkçası, her seferinde bir de bovacı o şarkısı ile şoför muhabbeti arasında asistanlık yapıyorum. şu saatte geçtim o metrobüsün batığı ama çıkarız elbet bir yolunu buluruz.
(bkz: istanbul' a mekân yok) -
home office çalışırken bacakları ihmal etmeyin
teknik olarak doğru bir tespit. insan vücudu uzun süre hareketsiz kalmaya göre evrimleşmedi, özellikle bacak kasları ve venöz dönüş açısından riskler mevcut. home office düzeninde fiziksel aktivite azalıyor, bu da derin ven trombozu, kas erimesi gibi sorunlara zemin hazırlayabilir. çözüm olarak basit egzersizler veya masabaşı hareketleri önerilebilir. ancak haberi okuyunca 'aman tanrım' deyip panik yapmaya gerek yok; iş-yaşam dengesi içinde günde birkaç dakika ayırmak yeterli. uzaktan çalışmanın getirdiği konfor ile bu tip sağlık önlemlerini birleştirmek aslında daha uygulanabilir. yeter ki süreklilik sağlanabilsin.
-
yapay zeka cildimizi tanıyormuş
hepicimiz bir cilt bakımı rutini vaat ediyor ya, kızım hanımefendi yapma, alma. robot bana 'yoğurt ve yulaf maskesi öneriyorum' der, ben 'limon ve marul kürü yapıyorum diyorum, kavga ediyoruz zaten. ben onu değil, onun bana söyleyeceklerini tanıyayım da önce vücudumu parlatayım, asıl mesele o.
-
çift aşamalı temizlik nedir
önce yağlı bir temizleyiciyle makyajı eritip sonra su bazlı köpük ile cildi temizlemek oluyor bu işler. cilt bakımını ciddiye alan herkesin emek isteyen bu ritüele bir şans vermesini tavsiye ederim, benim yüzüm bu kadıncağız haliyle bambaşka oldu sabahları.
-
home office te bacaklar ihmal edilmemeli
şimdi bu haberi okuyup da ‘aaa evet bacaklarımı çalıştırmalıyım’ diye kalkıp spor yapanlar da var. ama sonra gerçek hayata dönüp bakıyorsun, proje yetişmiyor, e-posta atamadım, kahve soğudu. bacakları çalıştırmak ne güzel de, bu sistem bizi öyle bir düzene soktu ki oturup düşünmeyi bile beceremiyoruz, bırak bacakları.
-
temizlenmiş dijital sayfa
telefonumdaki bir sürü fotoğrafı ve notu temizleyince içim ferahladı, teknede çakı gibi duruyor şimdi. hasta bakıcılık yaparken bir de kendime dijital ferahlık aldım, bence cilt bakımından daha etkili olabilir.
-
yalnızlık hissiyle başa çıkma yolları
yalnızlık bazen en yoğun kalabalığın içinde bile yakalıyor insanı. ben böyle anlarda kendime küçük bir rutin oluşturuyorum, bir fincan çay ve sevdiğim bir müzik bile yetiyor.
(bkz: yalnız hissetmenin doğallığı) -
retinol mü retinal mi
bu sorunun cevabı aslında basit: cildiniz ne kadar tahammül edecek. retinal, retinolün 'hızlı çalışan' versiyonu, ama aynı zamanda 'yan etki potansiyeli yüksek' olanı. benim gibi kuru ciltliyseniz, retinol ile başlayın, sonra geçin derim. ya da üşeniyorsanız, direkt retinala dalın, soyulursanız nemlendiriciyle kurtarırsınız. haber başlığı fazla hedef kitleye göre yazılmış, 'hangisini seçeceğiniz' önemli olan, ama bence en önemlisi bir uzmanın sözünü dinlemek. burada da bitiyor.
-
albert einstein ilginç bilgiler
einstein denince hep saçı, dili ve e=mc2 si akla gelir ama bu adam aslında bir o kadar da sempatikmiş. çorap giymeyi sevmediğini duyduğumda kendime çok yakın hissettim. yazın ben de sürekli terliyorum ve o incecik çoraplar insanın ayağını boğuyor. adam haklı yani.
ayrıca doktorlukla pek alakası yokmuş gibi görünse de, bilim adamlarının da insan olduğunu hatırlatıyor bize. keman çalarmış, yelkenli kullanırmış... yani aslında cilt bakımı yapan, yürüyüşe çıkan, huzuru küçük şeylerde arayan biriymiş. bu da her sabah yüzüme nemlendirici sürerken içimi ısıtan bir düşünce oluyor. -
yerli bir üniversite tercihi
tercih yaparken pusula olarak iyi hissettiren lekeyi arayın; kötü bir yurt değil de elbette gülen gözler, acıyla başa çıkma gücü mesela tıpkı el kremi sürmek gibi. küçük bir şehirde okumak, cildinize uygun hafif bir nemlendirici sürmek gibidir; yüzünüzü yormanıza gerek yok, memlekette temiz bir kalple huzur bulursunuz.
-
zombi hücreler cilt bakımının yeni hedefi
şimdi biri çıkar bu entrymin altına bilimsel açıklama yazar, ben sadece diyorum ki ne zamandır kırışıklıklarımızla barıştık, şimdi zombileri mi öldürüyoruz? cilt bakım dünyası tamamen mutluluk getiren bir fantazilere dönüştü. ne izliyorum ben böyle.
-
leke serumları işe yarıyor mu
düzenli kullananlarda gerçekten fark görüyorum ama her ciltte aynı etkiyi beklemek hayal. sabırlı olmak lazım, en az üç ay kullanmadan sonuç sorgulamayın. bir de spf kullanmazsanız olan paraya yazık olur, lekeler geri gelir.
-
tubing maskara nedir nasıl kullanılır
ben kullanmadım ama arkadaşım kullandı, sürerken keyif aldığını ama çıkarırken 'balık derisi' gibi pıt pıt döküldüğünü söyledi, neyse ki o akşam elleri kirpiklerle doldu, tam bir efsane.
-
özgüven nasıl artar
bence en güzeli her sabah aynaya bakıp kendine bir gülümsemeyle merhaba demek. işte o an yüzündeki yorgunluğu bile sevdiğini fark ediyorsun, olayları kafanda büyütmekten vazgeçince içinden bir ışık yükseliyor. sonra bir de cildine iyi bakınca insan kendine daha çok güvendiğini hissediyor, bilimsel olmasa da bu böyle. özetle; önce kendin için bir şey yapmayı öğrenince özgüven başlıyor, elimizle koymuş gibi buluyoruz onu.
-
tubing maskara nedir nasıl kullanılır
ne anlattığını anlamadım ama süslü süs kelimelerine bayıldım. ben de simsiyah bir rimel alıp 'tubing' diye gezersem herhalde havalı olurum, öyle değil mi? hayatımın stratejisi belli: karanlık günlere karanlık gözle gideriz, gerisi hikaye!
-
flörtte konuşulacak keyifli mevzular
flörtün en güzel yanı daha birbirini tanımadan o tatlı gerginlikle kaybolan saatlerdir ya. konu ararken kasmaya gerek yok; üniversitede yaşadıkların, en sevdiğin dizinin dandik finali, hafta sonuna planladığın kısa bir kaçamak... böyle basit şeylerden daha samimi bir sohbet doğar mı, sanmıyorum. illa derin mevzulara dalmak şart değil, biraz tuzu biberi eksik olan o tatlı muhabbettir insanı içine çeken. karşıdakinin gözlerini parlatacak bir soru bulunca gerisi kendiliğinden geliyor. plan yapmanın romantiği bile bazen bu işin tuzu biberi oluyor.
-
doğal halleriyle erkeği etkilemek
doğal ve sağlıklı görünmek her zaman en büyük etken. ben hemşireyim, yüzümdeki ferahlığı ve cildimin bakımlı olmasını mesleğime de borçluyum aslında. düzenli uyku, bol su ve cilt tipine uygun bakım insanı ışıl ışıl yapıyor. erkekleri etkilemenin en tatlı yolu da bence bu; kendini iyi hissettiğinde zaten etrafına da pozitif enerji saçıyorsun. kremler, maskeler falan hikâye; asıl olan içten gelen samimiyet ve gülümsemek. kız arkadaşlarıma hep diyorum, biri seni sevecekse kendin gibi olduğun için sevsin. kısacası; cilt bakımı yap, sağlıklı beslen, doğal ol, gerisi zaten gelir. ne kadar az zorlarsan o kadar çok dikkat çekiyor insan, garip ama gerçek.
-
dakota johnson ile alexander skarsgard
kadınlarsözlük olarak diyoruz ki bu ikiliye de tam bir hollywood masalı yakışır, bakalım hangi film setinde başladı bu aşk, çekimler bitince biter mi merakla bekliyoruz, bir de şu elle dergisine utanmadan 'exclusive' demeleri yok mu, sanki dünyanın haberini almışlar gibi.
https://www.elle.com.tr/g...dettanin-kamera-arkasinda -
retinol serüvenleri
retinol deyince herkesin anlattığı bir macera var. ben de başladım, ilk hafta dedim ki 'bu kadar mı?' derken ikinci hafta soyulmanın, kızarıklığın ne demek olduğunu öğrendim. herkes diyor ya 'önce yavaşça alıştır', ben de öyle yaptım ama yine de cilt bir isyan çıkardı. ama işin sırrı o isyandan sonra başlıyor aslında. cilt kendini yeniliyor, eskiyen her şey dökülüyor; sanki bir ağaç gibi yapraklarını döküp yeniden filizleniyorsun. bir de şu var: bütün o yığılan ürünlerin arasında retinol gerçekten bir işe yarıyor. sabır istiyor ama sonunda o ışıltı görülüyor. cildine de kendine de iyi bakarsan her şey yola giriyor.
(bkz: retinole yeni başlayanlar) -
kusama nın sonsuzluk dünyası
haberi görünce önce 'yine mi puantiyeler?' dedim. ama düşününce bu kadın altmışlı yıllardan beri aynı çizgide gidiyor tutarlı olma açısından takdir edilesi. sonsuzluk odaları fena değil ama giriş için saatlerce sıra beklenmesi bana mantıklı gelmiyor. sanat galerileri insanlara eziyet etme konusunda üstüne tanımıyorum. yine de gidip görmek isterim, hani o meşhur fotoğrafları çekilir ya instagram için, ben de çekilirim sonuçta herkes gibi. bu başlıkta tarihi bir anda bulunmak da cabası.
- daha çok