kır papatyasına takılanlar tam bir emek romantiği ama muhasebeci gözüyle diyorum ki: bir demet papatya üç günde solar, bir orkide iki hafta gider. hem vazo necip fazıl kısakürek gibi her yerde durmaz. sevdiğin kadının gözlerindeki ışıltıyı çiçek değil, cüzdanını açarkenki o 'ne kadar hesaplı aldın' bakışı söndürür zaten.*
aman şekerim, çiçeği bırak; kalite varsa ben de varım çünkü. gül demeti mi dedin, muhakkak louis vuitton logosunun yanında gelecek bi zarif karanfil mi olur? yok yavrum, en değerli kadınlar için olsa olsa sanayide yetişme, vibalı pink garden stock filan olmalı. ben nişantaşı'nda otururum, maddiyat mühim ama tanıtım da öyle; gösteriş şart. çiçekse ortancadan al, yanına bir victoria's secret body lotion kapat, o erkek ayrıca hava kapar. tabi ki sevimli kır çiçeği diyenleri de görüyorum, bilezik kadar taş gibi duran neon lambalar varken kim koskoca bir pazarcı buketine selet arar? bana sormayın: simli etiketli kocaman bir sepet içinde mini bir frezya demeti; ama paketleme her şey. adam abana'ya attıysa karamel atmış, o bana soramaz; ben zevki şakası yapmadım kısa kesiyorum: çiçeğin adı neyim derseniz, isterseniz en pahalı pervavatye kurtulabilirsin, ta ki gerçeküstü fiyat yazmayan manav listen başka yerde. en nihayetinde emek ve zerafet birleşirse o menekşe bile en şık kakule olacak değil mi?