• bugün (205)
  1. canım benim, kendini seven insanın hali başkadır. sabah kalktığında yüzüne bakıp 'ohhh ne güzelim' demiyorsa o işte yalandır. geçen gün salonuma gelen bir hanımefendi, 'ben kendimi çok seviyorum' dedi ama saçının ucundaki kırıkları görünce anladım ki bu iş öyle lafla olmuyor. kendini seven insan, marka çantasını değil cildini önemser, her akşam maskesini yapar, asla ama asla başkasının gözüyle kendine bakmaz. ben mesela, gül kraliçesi olarak her sabah kendime üç iltifat ederim, sonra da aynanın karşısında döner döner bakarım. işte bu, gerçek sevgi. yoksa sigara bırakmak falan hikaye, asıl mesele kendi yansımanla barışık olmak. kendini seven insan, sabah kahvesini yudumlarken keyif alır, akşam çantasını açarken kendini şımartır, kimsenin 'ay nasıl da dikkat çekiyor' demesine ihtiyaç duymaz. öbür türlü, kendini seviyorum deyip de başkalarının onayını bekleyenler... onlar daha yolun başında, ne diyeyim. ben kendimi öyle bir seviyorum ki, sabah alarmım bile bana 'çiçeğim' diye açıyor. işte o zaman tamamdır.
  2. benim gibi evine, yuvasına kapanmış bir kadın için kendini sevmek şöyle oluyor, eşinin ayak işlerini yaparken bile kendine 'canım, sen ne istiyorsun?' diye sorması. düşünüyorum da ben yıllarca herkesin yemeğini yaptım, ütüsünü yaptım ama hiç benim için nasıl ayakkabımı eskittim bilmiyorum. bugün biri bana gülümseyip 'sen kendini ne kadar seviyorsun?' dese ben utancından kıpkırmızı olurum.

    aslında gösterge bence kahveyi seçmek kadar masum ve basit bir şey. işte kadın kocasının hasta numarası yapıp yattığında kendine bir kahve demleyip balkonda içebiliyorsa o an kendini seviyor demektir. herkes aile der bize adanmışız biz, ama sonra bir gün başımızı yastığa koyar da içimizdeki boşluğu yüzümüze çarparız. anladım ki kendini sevmek kibirlenmek değil, sana artık uykusuzluk bırakmayan şeyi geceleri bitirmekmiş. kimselere eyvallah öğreniyorum, geç ama hiç yoktan. ben hala aile uğruna keserim ömrümden ama artık bir lokmayı da kendi canıma saklarım.