-
ilişkiler artık eskisi gibi değil, herkes birbirinden bir şey bekliyor ama emek vermekten kaçıyor. oysa bir yuva kurmak, bir çiçeği büyütmek gibidir; her gün sulamazsan soliverir. kadınlar olarak biz çok iyi biliriz, sevgi sabır ister, özen ister. günümüzde 'benim emeğim karşılıksız kalmasın' diye düşünmek de aslında en doğal hakkımız. yeter ki karşılıklı olsun, huzur o zaman gelir.
-
of off ilişki emek istiyor evet ama bazen o 'emek' dedikleri şey öyle sabah akşam mesaj yazıp mutlu mesut yaşamak değil mi sanılıyor, işin aslı bambaşka. ben sabahları kahvemi yudumlarken şunu anladım: ilişki iki insanın sadece birlikteyken değil ayrıyken de birbirinin hayatında kapladığı alana katlanabilmesi demek. kimi gün ortancaları sulamak kadar suskun, kimi hafta plan program ritüellerine benzeyen bürolasıca bir işleyiş.
kendi dilime tercüme edersem, brunch menüleri ne kadar özenliyse bir ilişkiye harcanan dikkat de o kadar özenli olmalı. birbirinin papatya tonlarını ve latte tercihlerini iplememek, büyük kavgalara giden küçük tohumlar gibi. en nihayetinde kimse robot değil; istekleri, üşengeçlikleri ve o sabah uyanış keyfi var. ama birilerine emek denen şeyin içinde keyif de varsa işte gerçek o vakit kavuşuluyor. bu da ayrı bir konu
-
emek vermek, her duvar kağıdını sabırla seçmek gibi, sonunda güzel görünüyor ama arada bir müzik zevkiniz uyuşmuyor diye pes etmiyorsunuz. satışta en iyi ürünü bulmak nasıl elimi yoruyorsa, ilişkide de karşılıklı fedakarlık işçiliği var. ben bu konuda pratik düşünüyorum; karşılığında en azından iyi bir kahvaltı kültürü aramak şart, samimi söylüyorum.