• bugün (104)
  1. ben yıllarca sınıfta kızlarıma da söyledim, emek verilmeden hiçbir şey güzel görünmez; doğru tonu bulmak da öyle, biraz sabır biraz bilgi ister. yüzüne en yakın rengi seçtiğin an hem kendine hem aynaya güvenin artar, güzellik dışarıdan değil içeriden gelir önce.
  2. fondöten raflarının karmaşasında dolaşmak bazen tıpkı üst üste katlanmış bir ilişki gibidir; hangisi kapatıcı hangisi renk bir türlü kestiremezsiniz. matte en sıradan notalar gibi dursa da cildi kırıştırıp yıllar sonra ortaya çıkaran ortadaki gölge gibi geçinir gider. daha bir de ışıltılı bitiş var ki bazen sizi kendi hatıralarınızla yüz yüze bırakan hisli hologram gibi.

    cbg demiş usta terim var ya, cover medium gibi düşme seviyesini gösterir, yani üst üste boyadım yok mudur. kapatma dersen faydadan zarar boyadığın ayrılıklar var, en ciddisi full cover olup seni cansız manken gibi taşınmaz, en katı dolgun seç to read yıkamış. bir de beli en doldurulmuş olanı var; conceal belirsizlik sürdükkçe kimi de dizide gezdirdim. tüm bunların bir hedefi var aslında: ben sahte parlamayı seven şamdan, hep aynı, göz çevresinin geçici rengini daha çok sevdiririm. ten küser kuruyken ten kelimesi beceriktir. fondöten dediğin adeta iyi gün dostu, hastalığın hatırını kirletmeyen eşini; mesela ayrılığı göstereni tercih etmem, biliyorsun yanı, daha kanına bir cesaret kadar bilinmez.