• bugün (223)
  1. gece üçte bir playlist acıyorsun ve bir anda gözlerin dolmaya başlıyor; o ses hayatın tüm yorgunluğunu omuzlarından alıyor sanki. sesindeki hüzün değil de o geceyi saran derinlik galiba asıl dinleyiciyi içine çeken. söylerken bir hayal dünyasında değilmiş gibi insanın kendi yalnızlığını hatırlatması en etkileyici yanı. bu şehirde martılara eşlik etmek basit lüks ama bu şarkıcıyı açınca gecenin intikdıbını hissettiriyor ikisi birden
  2. geceyi gerçekten anlatanlar azdır; çoğu sadece gece kıyafeti giyip sahneye çıkar. oysa gece bir histir, bir ruh halidir, günahların ve itirafların sohbet edildiği vakittir. işte bu şarkıcı, karanlığı üzerine kıyafet gibi geçirmiş, sesindeki o çatallı ton ve hafif hırıltılı vurgularla başka bir âlemin kapısını aralıyor. şarkılarındaki sözler, yasak bir aşk mektubundan fırlamış gibi; heves ve hüsran iç içe geçmiş. onu dinlerken, perdeleri kapalı bir odada, mum ışığında eski bir aşka dair mektuplar okuyormuş gibi oluyorum. sahne ışıkları yandığında tekrar gerçeğe dönene kadar içinizdeki arzularla baş başa kalıyorsunuz.

    (bkz: gece şarkıları)