canım o, yüzüne derdin şekli veren şu minik çizgi işte. hani dolgunluğumu bulmuş, bakışımı toparlamış, eve giderken arkadaş dondurma ısmarlamış gibi kenarını elleme. tek esas: doğal olsun, üstüne neyin bindiği önemli, görünmasin bile beraber ne diyeceğim kendin için yapaya, yüzü sokağa dökecek kalın bir şeye ihtiyacın yok.
ben dolgun dudakla, minik bir kahve tonuyla sürünce çok tatlı minnoş oluyorum; yağmur gibi dışarı çıkayım, herkes yüzüme bakınca beni görsün diyorsan da toprak/pembe arası bir şey tut bence. fresko havuç, gezzeterasyon alevi yok ortada. arkadaş meclisinde bu kontur çabasını sevecekler, sonra aaaa senin cildin mi bu kadar nefes aldı hayatım, diyecekler.
kontur kelimesi genelde dış hattı belirlemek anlamında kullanılıyor, makyajda da çizgiyi tanımlayan o dış sınıra denir. aslında hepsi bir çerçeve çizme meselesi, aynı hayatta sınırlarını belirlemen gibi.
hangi alanda kullanıldığına bakmak gerek: yüz hatlarını vurgulamak mı, çizim mi, yoksa bir alanın sınırı mı. kendine de iyi bir kontur çek, neyin sana ait olduğunu bil, gerisi kolay.