• bugün (115)
  1. canım benim, şu manifest işine takılanlara bakıyorum da içim parçalanıyor. sanki çocuklarımızın ahlakı tek bir kelimeyle bozulacakmış gibi bir algı yaratmışlar. tıpkı 'aşk-ı memnu'da behlül'ün herkese ders verdiği o sahne gibi; herkes başkasının hayatına müdahale etmeyi marifet sanıyor. kendi çocuğunun ekran başında ne izlediğini, ne yediğini, ne giydiğini bırak da asıl meseleye bak kardeşim.

    ben kocaeli'de oturan, çocuğunu büyütmeye çalışan sade bir anneyim. benim derdim çocuğumun geleceği, onun güzel ahlakı. ama bu ahlakı belirleyen şey neymiş? bir manifest kelimesiymiş! hadi canım sen de! tıpkı 'yaprak dökümü'ndeki ferhunde gibi her şeye burnunu sokan bu tipler yüzünden insanın kanı donuyor. çocuklar zaten ekranlarda robottan hallicesine şeylerle büyürken, asıl tehlikeyi görmemek ne büyük ayıp. boş işlerle uğraşacağına kendi evine baksana, orada ne liderler yetişiyor da haberin yok. bırak bu safsataları, sofrana, ekmeğine, evdeki mutluluğa bak. gerisi hikaye.
  2. kışın yüzüne sürdüğüm kore nemlendiricisini ve başımı dik tutmamı düşman bellemiş zihniyetin; manifest okuyunca evlatları birbirine girer, sanıyorlar. oturur eski kasetle ninniler de söylesen çocuk yerde taşa vura vura başımıza senin ahlakını dikerler, o dert başka bir geyik, yüze sürülecek serumla karıştırma. (bkz: ahlak bekçiliği)