• bugün (217)
  1. sabahın köründe kafeyi açarken suratımda retinol peelingiyle dolaşıyorum. müşteriler gelmeden nemlendiriciyi basıp toparlanıyorum tabii. ama şu peeling süreci gerçekten sancılı. yüzüm kızarıyor, pullanıyor, tam bir kabus. kahve makinesinin buharı yüzüme vurdukça canım yanıyor. ama iki hafta sonra gelen o pürüzsüzlük hissi yok mu, işte ona yanıyorum. ege kıyılarında esen rüzgar gibi taze hissettiriyor insanı.
  2. of of, başıma gelenleri anlatamam. sabah kahvecime gidince metal kaşıkların üzerinde bir koku bırakmış olduğunu fark ettim, retinol geceden kalma. barista gülümsedi, ben utandım. sonra da minik patileri düşündüm; kedilerim o kaşıklardan su içse hasta olur mu diye endişelendim. şimdi retinolla muhabbetim fena, ama mobilyalara bulaştırmamak için elimden geleni yapıyorum. bir de şu cafedeki halo effect'i bir çözemiyorum.