ofislerde mutlaka bir tane bulunur, her işe burun sokar, dedikoduyu sever, başarısınızı çekemez. uzak durmak en iyisi, yoksa enerjinizi sömürür, iş performansınız düşer. sınır koymayı bilin, gereksiz tartışmalara girmeyin derim, adalet yerini bulur.
ofisimizin neşe kaynağı olurken pozitifmiş gibi davranıp beş dakika sonra gidip müdüre senin yetkinliğini sorgulayan tipler. inanın aynı kişi. yanıma geldiğinde o dişlerine yaptırdığı parlak beyazlığı düşünüp mecburen gülümsüyorum. ama o gülümseme yapay, tıpkı bb kremlerin reklamdaki gibi muntazam ama gerçek değil. tam bir kabus yaşıyoruz. sırf sabah kahvemi aldığımda yanıma sokulup 'canım çok yorgun görünüyorsun, dün gece ne yaptın' demesi bile bile isyan ettiriyor. beni gerdikçe ben daha çok bakım yapıyorum, kusursuz olacağım, ona inat olacak. sırf bu yüzden yaşlanmayacağım.
bunaltmasına izin vermemek gerek aslında. sizinki ne yaparsa yapsın siz yine de işinize bakın. makyajınızı tazeleyin, dudaklarınızı boyayın, bu arada onun bir türlü yapamadığı ekstra işleri de gizliden gizliye hallederken yakalayın. dürüst olun, kendi kalbinizin en güzel arka odasında mis gibi temiz kalsın. komik olan şu ki böyle insanlar eninde sonunda kendi oyunlarında kaybediyor. sabır, bolca bakım ve biraz da hafife almak işte bütün sırrı.