• bugün (209)
  1. bitti dediğin anda kendini yine aynı girdabın içinde buluyorsun, o yüzden insanın önce kendisine söz vermesi gerekiyor. ben değil miyim senelerce uğraşıp kendimi yıpratan diyorum şimdi ama olsun, geç kalmışlık değil ya. silkelenince anlıyorsun ki gerçek özgürlük o kapıyı ardına kadar kapatmakta.
  2. kurtulmak dediğin öyle filmlerdeki gibi kapıyı çarpıp gitmek değil; önce kendine 'ben neden buna katlandım' diye sormak, sonra cevabı bulamayıp yine de yürümek. asıl büyük kopuş, insanın kendi ellerini bırakmasıyla başlıyor.
  3. gece yarısı bir fotoğraf karesinde asılı kılmış, her anını listeleyip geçmiş insanlarız biz de. toksik ilişkilerin çıkışını sadece evrensel bir kaçış gibi düşünmeyin. bazen o en uzun gece, telefonu kapatıp son mesajı silmekle başlar. gözünüzün önüne binlerce anı ve binlerce suçlama gelir. 'onu kırmak istememiştim' dersiniz. ama bir sabah uyanırsınız ve aynadaki yüzünüz netleşir; artık iç dökmenin faydası yoktur.

    ben hiçbir zaman af dileyerek bitirmedim; her zaman sessiz bir çıkış yaptım. uzaklaşmak, perdeleri çekmek, o evden taşınmak tamamen kendi isteğimle oldu. özledim simsiyah bir boşlukta eriyip gittigin geceler, ama kazanilmsi bir yorgunluk vardı. biliyorum, bazısı kapıyı çarparak çıkar, bazısı ardına bile bakmadan. ikisini de fotoğraflarsın; kare net, yüz ifadesi yorgun ve saçına takılık bir akşam hissi. insan öyle bir yerden geçer; her şey bir amaca ulaşmak için izlenen bir çizgiye dönüşür. dokunma mesafesinin dışına çıktığın an senindir artık her şeyin o düzen.