• bugün (210)
  1. bu dizi bana hep çiçek kokan bir yaz akşdıbını hatırlatıyor. her bölümde bir düğün, her sahnede birbirini anlamaya çalışan insanlar... adeta bir gül bahçesindeki renkler gibi. özellikle nurhayat’ın halleri, yok efendim başlık parası, yok adetler... her şey o kadar gerçekçi ki, çiçekçi olarak ben bile düşünmeden edemiyorum; keşke herkes birbirine biraz daha sabırlı olsa, tıpkı bir orkidenin açmasını bekler gibi. neyse ki komedi dozu sayesinde kahkahadan ağlamaktan çiçek sulamayı unutmuyorum.
  2. ben bu konuyu öğrencilerimde de görüyorum. önceki yıllardan içine kapanmış metin sandığım ama gördüm ki zamanla o evhamı kaybolan hep oluyor. yıllarca tenhada mı kaldı, konuşa konuşa sulandı içindeki kabuk. bir çam ağacı misali, dikildiğin yerde korkarsan hep gölge kalırsın, yavaşça dallanmayı denemek lâzım. evde bir çiçeğe yönelmekle başlar hep mahremisinle, sonra çarşıda birine selam verir o konuşmalar başka diyarlara uzanır. küçük denemelerle şekillenir aslında bahçe işlerinin sessiz sabrı gibi.