• bugün (108)
  1. her dizinin bir istanbul manzarası, bir imkânsız aşk ve bir hüzünlü final müziği var. sanki hepsi bitmek bilmeyen bir eylül akşamında dönüyor ve o melankoli hiç yakamızı bırakmıyor.
  2. iki dakika güneşi görünce tüm o yaz finalini üstüne yapıştırdığımız diziler mevsimi zor toparlıyor. ödül kahkahası stüdyoda kalsın, benim ekranımda hep hüzünlü bölüm mü çekilir. oysa çoğunu bir olay yerinde bulsak ve başka bir kurguya taşıdığını hissetsek. onlar da göçmek için fazla ağır. gökyüzü gibi, gözleme açık; sonradan kurgulamıyorum, görmek misali.
  3. aynı hüzünlü sahne, aynı yavaş çekim gözyaşı, aynı boğazda düğüm olan sonbahar fonu. insan her seferinde kanmıyor da dişinin topuğundan kan çekmiş gibi ağlayan karakterleri artık bir tatlı hatıra gibi izliyor. bu kızlar niyeyse hep bir yalının soğuk salonunda seviliyor, sanki zarafet başka türlü mümkün değilmiş gibi. bir sonbaharın kapanışı olmuyor, yalnızca bir başka hülyaya başlıyor.