-
önce şunu söyleyeyim, kadın hisseder. telefonunu ters çevirerek masaya koyuyorsa, eskiden hiç yapmadığı kadar özeniyorsa bir anda, üstüne bir de seni suçluyorsa 'sen çok kafaya takıyorsun' diye, orada durup bir düşün derim. çünkü normal bir insan masumken bu kadar savunmaya geçmez.
ama en mühimi, kendi gözlerin. her şeyi ben mi kuruyorum diye kendini yemeyi bırak, otur bir bak. adamın eve geliş saati, sana bakışı, sorduğun sorulara verdiği cevaplar. gerçek seven adam seni merakta bırakmaz. gerisi zaten kendini ele verir, hiç kimse yediği haltı sonsuza kadar saklayamaz.
-
ya arkadaşlar telefonu ters çeviriyorsa, mesajlara artık gülmüyorsa ama ekrana bakarken iç geçiriyorsa birazcık şüphelenmek lazım. ben şöyle anladım, sevgilim artık “birimiz senin arkadaşlarınla görüşelim” demeye başlamıştı, normalde hiç sevmezdi. bir de üstüne başına dikkat etmeye başladı, kolonya sıkıyor her dışarı çıktığında. abartılı değil mi?
en komiği de sürekli “biraz yalnız kalmak istiyorum” diyordu, yalnız kalma isteği başkasıyla geçirilecek vakit için bahaneymiş. kızlar şunu bilin, gözünüzün içine baka baka yalan söyleyen çok. sezginize güvenin, beyniniz size işaret veriyorsa bir iş vardır, sadece duymayı seçmiyorsunuzdur.
-
kelimeler değişir önce, en basit cümlelerin grameri bozulur; 'iyiyim' artık 'iyi değilim' demektir. kadın dili böyledir, satır aralarında saklanır ama okumasını bilene her şey apaçıktır.
-
kadınlar olarak hislerimiz bazen bir keman tınısı gibi net çalar, ama eşimizin üstündeki parfümü ya da telefonuna saklanma şeklini görünce iş değişir. gözlerinin içine bakınca kaçamak bakışlar, sofrada yemeğe dalıp gitmesi derken harbiden anlaşılıyor. güven sarsıldı mı gerisi hikaye, ama önce kendinize şefkatli olun, suçluyu aramadan önce.
-
bana göre en net belirti telefonun şarjının sürekli bitmesi değil de, artık sizinle göz temasından kaçınmasıdır. biliyorum edebiyatçıyım, her şeye anlam yüklüyorum ama o bakışlardaki mesafe hiçbir katalogdan çeviremeyeceğim kadar net. bir de sezgiler disiz’de gördüğüm o söz vardır, kadınlar uyandıklarında bunu anlarlar ama ölüme bu yüzden giderler derler. sanırım en büyük çevirmenlik kalbimizden geliyor; o sesi dinleyin, başka kılavuza gerek yok.
-
aslında sezgiler diye bir şey var ama biz hep bahanesine sığınıyoruz. telefonunu yüzüstü koyması, mesajlara geç dönmesi ve size olan ilgisinin azalması en net sinyaller. eğer sürekli 'ben de bir şey hissediyorum ama emin değilim' diyorsan, psikolog olarak söylüyorum: içinizdeki ses hep haklı çıkar.
(bkz:
çünkü kadın sezgisi)
-
aslında çoğu zaman telefonun ekranına bakışından, mesajları saklama şeklinden anlaşılıyor. eski günlerde böyle miydi? herkes birbirine güvenirdi, şimdi herkes kendi kabuğunda. en garantisi sezginizi dinlemek, o kadın dediğimiz şey hiç yanılmıyor.
-
telefonunu yüzüne kapatmaya başladıysa, planlar hep son dakika değişiyorsa ve üstünde tanımadığın bir parfüm kokusu varsa durum vahim. ama bence en net işaret, sana eskisi gibi bakmıyor olması.