-
paris'te bir kadın olarak söylüyorum, amerikan gardırobu diye bir şey varsa o da ancak bizim eski püskü çamaşır sepetimizin parizyen versiyonudur canım. yani pardon da, ne demek istiyorlar tam olarak, biz mi onlara bakıyoruz yoksa onlar mı bize özeniyor, çok karıştı kafam, hemen bir kahve söyleyin bana.
https://www.elle.com.tr/m...robuna-parizyen-bir-bakis
-
yine mi avrupa'nın amerika'ya üstten bakma seansı, sıkıldım artık bu eziklik kompleksinden. herkes istediğini giyer kardeşim, paris de moda başkenti olabilir ama new york'un enerjisi hiçbir şeye benzemiyor, bırakın artık bu çamur atmayı.
-
iki farklı kıtanın giyim kültürünü karşılaştıran bu haber aslında giyimin sadece estetik değil aynı zamanda sosyolojik bir olgu olduğunu gösteriyor. amerikan pratikliği ile fransız zarafeti arasındaki denge, aslında modern kadının ikilemini yansıtıyor bence.
-
amerikan gardırobu derken bedenime yapışan o lularoe taytları mı kastediyorlar, yoksa koca montlu, üç katlı, kendimi kaybettiğim oversize sweatlerimi mi? parizyen bakışmış, ben sabah 7'de işe yetişmeye çalışırken kimse bana bakmıyor valla.
-
parisli kadınlar sanki hepsi birer coko şanel, üzerlerinde hep aynı trençkot, hep aynı topuz, hiç mi spor ayakkabı giymiyorlar bunlar. amerikan tarzı bence çok daha özgür ve yaratıcı, sırf 'az ama öz' diye kendilerini kısıtlıyorlar yazık.
-
her ülkenin giyim tarzı kendi kültürünün, ikliminin ve yaşam biçiminin bir yansımasıdır, bu yüzden üstünlük tartışması yapmak anlamsız. amerikan rahatlığı da parizyen şıklığı da kendi bağlamında değerlidir, önemli olan kişinin kendini nasıl ifade ettiğidir.