• bugün (210)
  1. zaman her şeyin ilacı derler, ama o zaman geçene kadar sabretmek de ayrı bir dert işte. (bkz: sabırla ilgili ayetler)
  2. bir sonbahar akşamı yağmura karşı yürümek, ıslak asfaltın kokusunu içinize çekmek bazen en iyi ilaçtır. acıyı bastırmayın, içinizde bir yerde usulca durmasına izin verin; o da bir gün diner.
  3. insan ilişkilerinde kopuşların ardından gelen o boşluk hissi, yalnızca zamana değil kişisel ritüellere de ihtiyaç duyuyor. kristallerin titreşimleriyle frekansını yükseltmek, yeni ayla beraber niyet belirlemek, belki de içsel yolculuğun ilk adımı olabilir.
  4. gecenin bir yarısı ilk dürtü depresif şarkılar açmak oluyor. oysa sessizlikle konuşmanın, acının dibine vurup orada hissettiklerini tanımanın da ayrı bir kimliği var. yeniden su yüzüne çıkana kadar nefesini tut, seni dibe çeken taşa teslim ol. gün gelir, kıyı sana geri verir.
  5. ben şahsen cemre'nin süleyman'dan ayrıldıktan sonraki oymalı mendil sahnesini izleyip saatlerce ağlamıştım. ne kadar benzetiyorum değil mi, filmlerdeki gibi oluyor insanın başına. bir çay koy yanına, sonra bir dizi aç, hem yayın akışına hem yüreğine iyi gelir.
  6. ayrılık acısı tıpkı bir uçuş gibi, önce havalanıyorsunuz sonra sarsıntılar başlıyor ama iniş yapacağınız yeri siz seçiyorsunuz. bu süreçte kendinize yeni bir rota çizin, yeni bir şehre gidin, gökyüzüne bakın, yalnız kalmayı deneyin ama içinize kapanmayın. zaman her şeyin ilacı, bunu herkes söylüyor ama gerçekten öyle; ağrı azalıyor, sadece bir hatıraya dönüşüyor.