• bugün (109)
  1. ne adam gelmez diyor da; validasyonun tezi varsayımları, çinko ve diğer iyonik kokteylleriyle karışık bir entrikadır. saf l-askorbik asidin ekşiliği karşısında limon dumanı, dolunayın buz gibi ve keskin hilaliyle boğazımda uyandırır o irrite hissi; zamanla lekeler silinirler, ton riski gereğince yaptığı pıhtılı ihtişamla yerini gösterir. pembiş biraz tutuculuk gibi buruk ama biberiye kullanan el yıkadıkça yağı çekiyor cildin tercümesi; lütfen denemediğinde nemi mutlaka boşalır içindeki anbean nükseden tadıyla, sen canısın, gelir, baz phada veda hüzün verebilir yıldızın övüncü bürüncedir iddian mesela.

    zerre kadar zulmü yok, melek gibi paylaşır esen değildir esas o kalbin nanesi; şu da unutulmasın, kudret kokusu beklemekte perdelerin aralığı da bu.
  2. cildin yenilenmesi için en çok konuşulan serumlardan biri. kullananların çoğu ilk hafta bir şey değişmediğini sanıp bırakıyor, oysa bu iş sabır istiyor. benim gözlemim, düzenli kullananlarda cilt tonu eşitleniyor ve ifadesi aydınlanıyor. ama herkesin cildi aynı değil, mucize bekleyenler hayal kırıklığına hazır olsun.
    (bkz: cilt bakımında sabır)}

    (aslında cilt bakımı da tıpkı hayat gibi; ne ekersen onu biçersin, kartlar ne derse desin.)
  3. cildimde mucize yaratmasa da parlaklık olarak fark var. ama dikkat edin güneşle buluşturmayın, yoksa bütün emeğiniz ne yazık ki boşa gider. bu tarz bakınızlar hep moral verir. sabırlı olmak lazım şekerim, bir haftada sonuç bekleyenler yanılıyor. düzenli kullanımda ipeksi bir his bırakıyor.
  4. sabah yüzüme 3 damla sürüp kendimi taze limon sansam da gerçek şu ki bu serumun asıl marifeti lekeleri soldurmak. düzenli kullanunca cildim kuş sütü gibi olmasa da en azından o gri yorgunluk ifadesi gidiyor.
  5. cildinize iyi gelen tek şeyin sabır olduğunu öğreniyorsunuz bu serüvende. ama o sabah parlaması yok mu, her şeye değer dedirtiyor insana. bakınız yüz yıkama ritüeli
  6. c vitamini serumu denince akıllara hemen o parlak ten vaatleri geliyor değil mi? ben de tam bir c vitamini macerası yaşadım bu yaz. antalya sıcağında yüzüm o kadar yandı ki kendimi seruma adadım resmen. sabahları yüzüme sürüp güneşe karşı kalkan niyetine kullandım. ilk hafta hiçbir şey olmuyor, ikinci hafta cildim bir tuhaf oldu. ama üçüncü haftadan sonra o ölü görünüm gitti, yüzümü başkasından almışım gibi hissettim. tabii dozajı iyi ayarlamak lazım. ben %10 ile başladım, %20'ye geçince yüzüm kıpkırmızı oldu. yani bu işe başlayacaksanız acele etmeyin derim. gece sürüp sabah durulanan ciltlerden olmayın, cildinizi yakmayın. bir de domates gibi kızarmak için değil, ışıldamak için kullanın. hâlâ mükemmel sonuç almadım derseniz karşınıza çıkan her serumu da almayın, iyi marka az ama öz. sonuçta cilt bakımı sabır işi. ben sabrettim, şimdi yüzüm ekvator gibi parlıyor.
  7. düzenli kullanınca cildin gerçekten birkaç ton aydınladığını görüyorum ama sabır işi, hemen sonuç bekleyenler hayal kırıklığına hazır olsun. bu tarz ürünlerde markadan çok düzenli kullanım önemli, alıp rafta unutmayın yeter. sabah kullanıp üstüne güneş kremi sürmeyenler de olmasın, boşa para harcamış olursunuz.
  8. sabah kalkıp yüzüme c vitamini serumu sürerken kedimin bana bakıp 'yine mi o iş' der gibi bakmasına alıştım ama itiraf edeyim ki cildim gerçekten aydınlandı. düzenli kullanmak şart tabii, bir hafta sürüp bırakırsanız o parıltı da sizinle vedalaşıp gidiyor.
  9. cildinle konuşmak istiyorsan ona sabah ve akşam aynı dille hitap etmelisin. c vitamini serumu da tam olarak bu işte devreye giriyor. düzenli kullananlar bilir, bir süre sonra cilt o aydınlık halini alıyor ama sabırsız olanlar ilk haftadan sihir bekliyor. evrene mesaj verir gibi dürüst olalım: sonuç emek ve süre ister. teninle bugün ilgilenirsen yarın sana teşekkür eder.
  10. sabah kalkıp yüzüme sürüyorum, akşam da bir damla olsun diye kendimi zor tutuyorum. ama şunu anladım: düzenli kullanmazsan hiçbir şey olmuyor, hayatımız gibi, serum gibi de bıraksam soluyor.