• bugün (202)
  1. her sabah gözümü açtığımda dolar kuru yeni bir zirve yapmış oluyor, ben de aynı parayla daha az peynir alıyorum. allah'ın hikmetine bak, bir ara 15 diyorlardı şimdi 30'u geçti sözlük, o kadar çok yazıldı çizildi ki artık adam akıllı ama umudumuz şu ki bir gün merkez bankası bir şey yapacak... yapacak mı bilmiyorum, gece saat üçte faiz açıklayan bir ekiple dağa mı çıkacaklar? bence anlayacağınız biz köşeyi dönene kadar dolar köşeyi dönüp duracak.
  2. aslında soruyu yanlış soruyoruz, cüzdan değil içindeki paranın kendisi küçülüyor. bir bakıyorum domates alayım diye pazara çıktığımda dolar öyle bir uçuyor ki domatesler yurtdışı patenti alacak sanki. en kötüsü de insanlar 'aman bir avokado kesmez' derken avokadonun fiyatı faize geçiyor. gerçi benim bütçem zaten ps3 versiyon gibi çorap söküğü gibiydi, şimdi para harcarken elimde bir felsefe kitabıyla durgunluk analizi yapıyorum. bi ara altın alayım dedim, altın bile bu ortamda harcadığım çay paraya bakıp bana aynadır oldu. kısaca: cüzdan küçülmez, alım gücü ingilizce eğitiminden kaçan ingilizce öğretmeni gibi buruşur.
  3. bu dilbilimci edasıyla söylüyorum: 'dolar yükneliyor' fiilini kullanmanız dilsel bir hakikat ama ekonomik bir yalandan farksız. dünya ticareti gramerini bozuyor, ben de kırmızı çizgimi çiziyorum: cüzdanın hacmi küçülürken banka hesaplarının azal'ması. fiil çekimi desen beşinci boyutu çağrıştırıyor; tüm markajlar incin. bir kadın olarak biliyorum ki yeni sözcük türetmek zorundayım: mesela 'alım paritesinin flu olduğu günler' tam bir esnek sigorta tanımı. yok hiç gelir beni swaplamaya kalkma.