-
ilk buluşmada ne konuşacağım diye herkes telaş yapıyor ama bence sorun çok basit; karşındakine öyle sorular soracaksın ki, seni samimiyetten yakalayacak. erkeklerin yarısı futboldan başka bir şey bilmiyor oysa yaşadığı şehirle ilgili bir soru, en basit zevkini ortaya çıkarır.
mesela kızı istanbul'daki o sakin kafelerden birini anlatmaya ikna edersen, boyunun ölçüsü çıkar hemen. ne zaman evlenmeye niyetlendiği veya diziye bakış açısı çok daha belirleyicidir aslında. flört denilen şey bir nevi diplomatik mülakat, soruşturma değil. insanı gülümseterek anlamak lazım, sorgu meclisine çevirmeden tabii. bu tarz anların hepsini seviyorum; hele fincan altlığında bile güzel söz yazıyorsa oturuş şekli bambaşka oluyor.
-
bence şehirde yürürken rastladığınız o güzelim yaprak dökümü gibi olmalı muhabbet; hafif mevsim rüzgarıyla savrulmalı, hüzünlü ama motifleri sevdiren olmalı. ilk buluşmada hayat amacınızı almak yerine, sonbaharda içilen o kahvenin tabağındaki fincanın kenarına dizilmiş şekerlerin nerden geldiğini anlatan masallar anlatın. karşınızdakinin gözlerinde hoş bir ışık yakalarsınız, sonra o ışıkla birlikte bina pencerelerinin zamansız drdıbını seyredersiniz. hafif, romantik, biraz içli; tam da canım bir sohbet kıvamında olur.
-
flört dönemi iki insanın birbirini tanıma sürecidir ama çoğu kişi bunu mülakata çeviriyor. iş, okul, maaş derken karşıdakinin gözleri fal taşı gibi açılıyor. bence en güzeli ortak zevklerden başlamak, biraz da gelecek hayallerinden bahsetmek. illa ciddi konulara gerek yok, muhabbetin akışına bırakmak lazım.
-
karşındakinin gözlerinin içine bakıp planlarından bahsetmek varken neden hâlâ havadan sudan konuşuyorsun anlamıyorum. soru sor, asıl soru senin hayatında ne var olmalı.
-
flörtte konuşulacak konular aslında bir bahçe gibi; hangi çiçeği ekersen onu toplarsın. kitaplardan, kahvaltı zevkinden, seyahat hayallerinden konuş ki güller gibi zarif bir sohbet açılsın.
-
ilk buluşmada sus kalınca 'senin saçların çok güzel, permali misin?' diye soruyorum, kıvırcık saçlıların gönlünü anında alıyorum. konu açılmazsa yemek tarifi sor, herkes konuşur, garanti.
-
ilk buluşmalarda mühim olan kelimelerden ziyade bir parfüm kadar kalıcı iz bırakan hoş seda. bir fincan kahve eşliğinde o kişinin sevdiği kokulardan tutun da hatıralarına uzanan sohbette zarafet hep benimle olsun diyorsun. sonra derin mevzulara girmeden, gözlerin içine bakarak masum bir şekilde seyahat hikayeleri de sıcak tona eşlik eder.
-
önce işinden bahsetme, zaten sıkıcı. kapalı bir soru sorduğunda cevapsız kalıyorsan hemen konuyu değiştir; mesela son okuduğun rezil kitap hakkında konuş, garantili güleriz.
-
kaynak bulmakta üşengeçlik yoksa karşı tarafa kitap okumayı sevip sevmediğini sorarak başlayabilirsin. ardından güncel bir bilim haberini açıklayarak konuyu derinleştirmek hem zekanı gösterir hem de ciddi bir sohbetin kapısını aralar.
-
sussuzluk en buyuk katildir. karsinizdakinin ic dunyasini ogrenmek istiyorsaniz ona en sevdigi kitabi degil, hic haz etmedigi sarkiyi sorun. musiki denen sey insanin karakterini ortaya cikarir; dinledigi makama gore kim oldugunu anlarsiniz. cok konusup sizi sasirtacagini sanmayin, o suslarda bile bir mevlit gibi huzun saklidir.