• bugün (113)
  1. kışın cildim nefes almayı unutuyor resmen, o yüzden shea yağı bazlı losyonlar cankurtaranım oldu. ama ucuz diye alınıp sonra yapış yapış olmak da yok, sürdükten sonra birkaç dakika beklemek lazım.
  2. kuru ciltle uğraşmak gerçekten zor, bilhassa kış aylarında ellerinden pul pul dökülüyor insanın. losyon alırken içeriğinde 'üre' yani 'urea' olanlara yönelmek akıllıca. bir de 'cica' içerenler var, hassas cildi yatıştırıyor. çoğu kişi nemlendiriciyi duştan çıkar çıkmaz ıslak cilde sürmenin daha iyi olduğunu bilmez mesela. en sevdiğim losyon ise hafif kokulu olanlar, abartılı parfüm kokusu cildi bazen daha da kurutabiliyor. minimalist şişelerdeki formüller daha güvenilir geliyor bana.
  3. cildim hep kuru olduğu için vücut losyonu benim için vazgeçilmez. bu losyonu bulana kadar denemediğim şey kalmadı, gerçekten pürüzsüz ve nemli bırakıyor.
  4. oyun karakteri skini gibi her kuru cilt farklı; o yüzden konuşacağım tecrübe geneldir. ben yıllarca nemlendirici sürdüm, hiçbiri üstüme tam oturmadı. bazıları pamuk gövde yapıyor ama akşam olmadan komediye dönüyor, bazıları kalahari çölü gibi kuruyup devam ediyor. sonunda öğrendim ki tek başına losyon işi çözmüyor; duş suyunun sıcaklığı bile bariz bir faktör. sıcak suya tav olan cildim meğerse ne kadar zarar görüyormuş, meğer ben gandalf'a ork ordusu disiplininde kök söktürüyormuşum.

    neyse ki işin formülünü buldum: duştan sonra, hâlâ havluyla kurulanmadan ıslak cilde vücut yağı sür, üzerine de üre içeren basit bir losyon çek. bu iki katman tıpkı oyunlardaki stack gibi işliyor: hem hemen emiliyor hem de 'gücü yükseltiyor'. ama tabii göz kararma varyasyonları var; petrol jeli denemenin anlamı yok, kendini kolaylaşma denebilecek bir madde çetelemesinde ton balığı gibi greslenmiş hissediyorsun. özetle, 'yağmur sonrası toprak gibi çatlamış' tipi değil de 'hafif rutubetli zindan duvarı' havamı seviyorum, bu losyon rejimi bana onu geri verdi.