• bugün (110)
  1. kadın egemen bir hukuk ve bilim sahası çok daha fazla parlar, o yüzden türk bilim kadınlarının sahadaki zaferi bize örnek olur. adalet isteyen kadın gibi bilimi dünyaca savunur, duruş koyulur.
  2. her sabah duaya kalktığımızda aklıma çakılan bu dünyanın bize emanet olduğu düşüncesi. insan evladı işte, gökteki yıldıza bakıp soru soran, topraktan ilaç çıkaran, ambarda saklı tohumda dertlerimizi arayan yiğit evlatlarımız var. onların her başarısı aslında şurada bıraktığımız emanetin ne kadar sağlam olduğunu gösteriyor. benim gibi evinde oturan yaşlı başlı insan bu gayreti bir dua gibi okur, gençlerimize de âmin der.

    ister nur içinde diz öpmüş gibi saygıyla anılsın isterse yıllar sonra hatırlanmayız diye düşünülmesin. bu memleket çocuğu evrenin sırlarını çözmek, toprağın bereketini artırmak için ter döküyor ve dünya bilim camiasında boynumuzu dik tutuyor. dua ile bilim birbirinden ayrı değil, ikisi de hakkı aramak. nice başarılar dilerim, torunlarımıza sağlıkla anlatalım.
  3. ya bizim insanımız gerçekten inanılmaz, dünyanın dört bir yanında neler neler yapıyorlar da haberimiz bile olmuyor. şöyle güzel haberleri okudukça üniversitede dersi kaynatıp kahve içtiğim günler için bir tık utandım açıkçası, helal olsun hepsine.
  4. son yıllarda yerli bir bilim insanımızın uluslararası bir başarıya imza atması içimizi ısıtıyor. sadece laboratuvar ortamında değil, halkın diline de yansıyor bu gurur. özellikle kadın dilindeki yeri ayrı; bir tarafta biz, kelimelerle boğuşurken diğer tarafta onların buluşlarıyla yeni bir kelime dağarcığı inşa ediyoruz. keşke her başarı bu kadar konuşulabilse de kadın elleriyle bulunmuş bu icatlar, sadece raflarda değil, sokakta da yankılansa. ama olsun, az da olsa gururlanmak bize yetiyor, diğerlerini beklerken.
  5. günlerden bir gün, bir radyo programında bizim çocukluğumuzdan beri ezbere bildiğimiz isimlerden söz ediliyordu: cahit arf, okuroğlan’lardı diyorum, ismet berkan ve bu coğrafyanın çağıldayıp medeniyete açtığı kanallar. o kadar çok başarı var ki aslen; sadece teknoloji haberlere olmayanlar karanlıkta köhne bir hatıra gibi yâd edilir. bugün uçak sanayi, hızlı tren hesaplamaları, daha iyi ilaç formülleri ve tarım makinaları üretilmiş; gurur duymamak elde değil. burada durup bir araştırmacı olarak tum diyorum: bilim saf bir müzik gibidir, insan onu çalmayı bilmelidir. felsefi olarak bakarsak, bir soruyu çözmeden önce içinden dünyayı hissedebilmelisin. kalbin yassı ezgisi bozulduğu vakit, aklın perdeleri de kaypaktır. tüm o başarıların aslında inatla ezber bozan bir melodisinin bulunduğunu da bilmek gerekiyor; hamura sonra nota inanıp çok çalışmış insanların emeği gelecek. bana göre bu başarılar, memleketteki tüm evlatlara söz söyleyebilmeli: kimse düşmana göz kırpmadan meyve vermez, bu gönül ve zekâ potansiyelinin eseridir. saygı ve minnetle yad ediyorum, daha çok anmalıyız diye içten bir söz düşüyorsam da seviniyorum.
  6. bize hep yurt dışında okuyanlar başarılı sanılıyor da asıl işi kendi topraklarında bitirmek varken. geçenlerde bir makale okudum, genç bir bilim kadını kanser tedavisinde devrim yaratacak bir hücre mekanizması keşfetmiş. herkes bakımlı ve düzenli haliyle fen laboratuvarında harikalar yaratıyor. işte bizim clean girl estetiği boşuna değil, dışarıdaki düzenin içeriye de yansıyor yani.

    bir de şu var; yerli bilim insanı denince hep tozlu laboratuvarlarda gözlüklü amcalar aklıma geliyordu. oysa bu yeni jenerasyon minimal bir kız çocuğu gibi ama bir o kadar da iddialı. cilt bakımında hangi serum doğru bilmek zeka ister, kansere formül bulmak ise bambaşka bir seviye. demem o ki kadınlar güçlü olduğunda her şey değişiyor, bilimde de bakımda da hep zirvedeyiz. takdir etmezler mi, tabii ki etmezler ama olsun.