• bugün (77)
  1. kese yap, fırçala, dünyanın en pahalı nemlendiricisini sür ama o siyah pütürler asla ve asla tam olarak geçmiyor kızlar, sinir krizi geçireceğim. cam gibi pürüzsüz bacak vaat eden o bütün popüler vücut ürünlerini çöpe atasım var çünkü hepsi kocaman bir pazarlama yalanı. yazın şort giydiğim an güneşte o kırmızı noktaları saymaktan hayattan zevk alamıyorum artık.
  2. jiletten midir ağdadan mıdır bilinmez şu bacaklardaki kırmızı nokta görünümünden asla kurtulamadık gitti. porselen bacaklara kavuşacağız diye at kılı fırçasıyla derimizi zımparalamaktan perişan olduk. pahalı peeling yalanlarına kanıp banyoda her seferinde hüsrana uğruyoruz resmen.
  3. at kılı fırçasıyla başlayıp, bilimum asitli toniklerle devam ettiğim ve en sonunda zımpara kağıdına kadar düşeceğimden korktuğum, sonu gelmeyen bir mücadele bu. o kadar çok şeyi üst üste sürüyorum ki bacaklarım kimya laboratuvarı deney tüpüne döndü. tek istediğimiz süt gibi bir cilt ama gel gör ki sonuç hep tavuk derisi kıvamında pütürlü ve benekli bir yüzey.

    hayır anlamıyorum o sosyal medyadaki ışıl ışıl bacaklı ablalar derilerini ütülüyorlar mı yoksa komple deriyi mi değiştiriyorlar. biz yapınca anca kıpkırmızı tahriş olmuş ve savaş alanına dönmüş bir görüntü çıkıyor ortaya. lazer bile bazen bu inatçı noktalarla başa çıkamıyor, sanırım bu dertle mezara kadar gideceğiz, coğrafya kaderdir dedikleri bu olsa gerek.