• bugün (82)
  1. sanki o kutudan mucize fışkıracakmış gibi umutlanıp içindeki ufacık kremsi yapıya asgari ücretin bir kısmını bıraktığım o dramatik kozmetik mağazası anı. satıcı kız o kadar inandırıcı konuştu ki, o kremi sürünce ertesi gün bacaklarım pürüzsüz mermere dönüşecek falan sandım.

    her akşam banyodan sonra deli gibi o lanet şeyi masajla yedirmeye çalışırken aslında sadece cüzdanımdaki erimeyi izlediğimi fark ettim. hiçbir işe yaramadığını bile bile o kavanozun dibini sıyırırkenki gurur kaybımı anlatamam kızlar, bari kokusu güzel olsaydı da param boşa gitti demezdim.
  2. o kadar parayı gidip lazer epilasyona falan harcasam en azından hayatta işime yarardı ama umut fakirin ekmeği işte.

    her yaz başı aynı mucizeyi bekleyip hüsrana uğramak değişmez kadınsal ahmaklıklarımız listesinde zirveyi çeker.
  3. kızlar kendimizi kandırmayalım, o üzerinde binbir mucize yazan süslü janjanlı tüplere servet ödeyince bacaklarımız bir gece içinde kusursuz bir mermere dönüşmüyor. akşam sürüp sabah adriana lima bacağıyla uyanma fantezisini hepimiz kurduk ama o işler sadece cilde nane ferahlığı veren o yapış yapış acı biberli jelleri boca etmekle yürümüyormuş. aylarca o vıcık vıcık hissi çekip bacaklarımı streç filmlere dolayarak penguen gibi uyuduğumla kaldım, portakal kabuklarım benimle yaşamaya son sürat devam ediyor.

    günde iki litre su içmeyip bütün gün masa başında pineklerken ve gece yarısı o pizzaları gömerken o çok övülen kremler anca bizim cüzdanımızı inceltiyor, selülitlerimizi değil. "ama bende efsane işe yaradı" diyenlerin gizli gizli günde yüz kere squat yaptığına yemin edebilirim ama ispatlayamam. o soğuk jeli bacağınıza sert sert yedirmek için harcadığınız fiziksel eforla düzenli spora başlasaydınız zaten şu an taş gibi olmuştunuz, paranızı şu kozmetik şirketlerinin tatlı umut tacirliğine kaptırmaktan vazgeçin artık.