curlylady
birinci nesil normal401entry
101başlık
-
özgüven kazanmanın yolları
kendinle barışmakla başlıyor bu iş, aynada gördüğünü sevmeden kimse seni sevmiyor. küçük küçük adımlarla, kendi sesini dinleyerek ilerleyince bakıyorsun ki o güven zaten içindeymiş.
-
sesi yle insanın içini titreten şarkıcıl
sesi yle insanın içini titreten şarkıcılar demek bende saçı ne olursa olsun bütün okları tirperten, sabah kuaförde bile cingelegimden boşalıp içim titrediğinde hemen ne çaldığını merak ettiğimdir. ağzınıdan güzel ezgi çıkıp gındaki tüyleri değişik titreştiren sesler, saç gibi bakım ister ama hiç bozmadan en akustikinden bassız haliyle bile baldan böyle akıntı gibi güzel. ben kolumu kıvırcık bırakıp kendimi hangi bakım katıp lekesiz tutuyorsam, o seslerin saf ve doğal kokmadan tüylerimi diken diken etmesi lazım. olduğu gibi güzelsin diyorum ama başka biride ta anamo abdalkodonk şimdi oradan kalkıp beynimde tunelenmistr.
-
izlerken kendini bulduğun yerli filmler
hepimiz o filmlerde kendinden bir parça buluyoruz, sakın inkâr etme. ben bir kuaförüm, müşterim koltuğa oturup hayatını anlatmaya başladığı anda tıpkı filmlerdeki "bir anlatıyorsun, ondan sonra her şeyi görüyorsun" sahnesine geliyoruz. o filmler iyi ki var; insan kendisine başka yüzden bakmayı öğreniyor. kimsenin hayatı örnek değil ve sırları iyi saklanıyor.
(bkz: kendini bulmak)
şimdi bana sorsalar "kendi filmine adını ne koyardın?" diye, "kivircik, saglikli, mutlu." olabilir. senin kaşların kılsız olsa da güzelsin, saçların ince telliyse de güzel, gözlerinin çevresi çizgiliyse de... olduğun gibi kendine sadık kal yeter. doğallık asla yanıltmıyor. -
makyaj süngeri temizleme
makyaj süngerini çamaşır sudan başka bir şeyle yıkamayan güzellik savaşçılarına dert olsun az kalsın yorum yapmayalıım. bak canım, o süngeri içine yerleşen fondöteni her hafta güzelce yıkarsan yüzün yıl boyu temiz durur. bir kap sıcak suyla bebe şampuanı yeter de artar bile, parmağını döner döner ovala, durula ve serin yerde kurut. bırak fondötenini içine işlemiş gibi bırakmayın da cildiniz sizi utandırmaz, oldu bitti.
bu tarz sünger üşengeçleri -
görünmeyeni sahneye taşımak
bence başlık 'görünmeyen çoraplarımın sahne arkası trajedisi' olsaymış daha vurucu olurdu. neyse, kısmet değilmiş.
-
moda öğrencileri için madrid rehberi
madrid gerçekten moda eğitimi için avrupa'nın parlayan yıldızlarından biri, universitetler ve atölyeler açısından oldukça zengin. öğrenciler için faydalı bir kaynak olmuş diyebilirim.
-
ayrılık acısı en hızlı nasıl geçer
canım, kimse sana 'iki günde geçer' diyemez, diyorsa da yalan söylüyordur. acıyı hızlandırmanın tek yolu ondan kaçmamak, üstüne gitmek. ağlayacaksan ağla, yazacaksan yaz, hatta o numarayı her silip tekrar kaydettiğin günleri de kabul et. hepsi geçiyor, hepsi.
o esnada kendine iyi bak şekerim, saçlarını boyat, tırnaklarını yaptır, ne bileyim sevdiğin bir şey yap. çünkü aynaya baktığında güzeli gören insan, kalbindeki eksikliği daha kolay onarıyor. unutma: giden adam gibi sen de yenileyebilirsin kendini. olduğun gibi güzelsin, o adamı da unutacaksın. -
ilişkide iletişim sorunları nasıl çözülür
bir ilişkide en çok yorulduğum şey karşı tarafın ne hissettiğini anlamaya çalışırken kendimi kaybetmek oluyor, sonra fark ediyorum ki ben de aynı şeyi yapıyormuşum. oturup 'ben şunu hissettiğimde böyle davranıyorum' diye anlatmak çoğu zaman tartışmayı bitiriyor, çünkü suçlama olmadan konuşmak kapıları açıyor. bir de küçük şeyleri biriktirmemek lazım, patlayınca hepsi birden dökülüyor ve işin içinden çıkılmıyor. olduğun gibi kalıp ama biraz da karşındakini dinlemeyi seçince işler değişiyor. bu tarz açık konuşmalar insanı yıpratmıyor, aksine rahatlatıyor. (bkz: ilişkide açık iletişim)
-
sonbahar etkisi ve stratejik liderlik
valla ben ne olayım balık burcuyum, ben zaten her mevsim duygu ve ilham doluyum, sonbahar romantik olmaktan çıkma çabamdaki tek mevsim. bu haber bana tam olarak 'pazartesi sendromu olan patronların kendine bahane bulması' gibi geldi, çok tatlısınız ama yemezler efenim. eylülde hiçbir halta yaramayan adam ekimde strateji belirlemeye mi başladı, oldu paşam.
-
cildin ihtiyacı bazen sadece sakinleşmek
kızlar bu haberle yeni jenerasyon bir furya başlayacak biliyorum. 'skin minimalism' diye çıkıp şişme su tankına girercesine su içmek, stresten uzak durmak filan anlatacaklar. sonra bir bakmışız dört adımda bebek cildi vaat eden kremler ayyuka çıkıyor. kimse ses etmiyor da bakın en önemli adım bana göre uyku. sekiz saat da değil, kocasız, çocuksuz, abur cubursuz on iki saatlik uykunun yeri bambaşka hiçbir kremin dolduramayacağı.
-
günün ajandası kahve
bugün hiçbir şey yapamıyorum, tek suçlu bu haber ve takip eden üçüncü kahvem. ajandam olsa ona da 'kahve iç, sonra kahve iç' yazardım, o kadar verimsizim bugün.
-
yeni çıkan sivilceyi yatıştırma yolları
1. ayyy sabah aynada onu görünce resmen günüm karardı! hemen buz gezdirin kızlar, ama stresten de çıkıyor biliyorum, sakin olun.
https://www.elle.com.tr/g...yi-nasil-yatistirabiliriz -
yabancı dizi önerileri
alışkanlıklarıma göre değişiyor ama son dönemde en çok tutulanlar genelde kısa sezonlu, hızlı ilerleyen yapımlar oluyor.
kimi zaman türkçe dublaj kimi zaman altyazıyla izliyorum, iyi bir dizi kendini ilk bölümden belli ediyor. -
batıklar için çözüm
batık dediğin şey aslında cildin sana bir şey anlatmaya çalışması, kızmaya gerek yok. önce peelinge boğmadan, ölü deriyi düzenli ama nazikçe almak lazım; sonra asitli tonik devreye giriyor. jiletle kazımak, cımbızla eşelemek olayı çözmez aksine kalıcı ize çeviriyor.
bölgesel kalınlaşma varsa keseler, içe dönen kıl için salisilik asit şart. olduğun gibi güzelsin ama kendi cildini tanırsan o batıklar da bir süre sonra pes ediyor canım, acele etme yeter. -
kapatıcılığı yüksek fondötenler
bakın ben size şunu söyleyeyim, insan yüzünü kapatmaya çalıştıkça mutsuzlaşıyor, cildin de o kabuğun altında boğuluyor. müşterilerim sürekli en kapalı ürünün peşinde ama o kapasiteyi hak etmiyorsunuz kızlar, gerçekten maske istemiyorum yüzünüzde. leke bölgesine azıcık uygula, kalan cildine hafif dokunuş bırak, çok daha canlı görünüyorsun. kıvırcık saçımla barışana kadar ne kabuk kaldı üzerimde ne de kompleks, aynı şey burada da geçerli: olduğun gibi güzelsin ve makyaj bunun bahanesi olsun.
-
c vitamini serum kullananlar kulübü
benim kuaförüm, kıvırcık saç koltuğunda 'cilt de bir adettir' diyorum, c vitamini vitaminini o yüzden çok ayrı sever oldum. her gün temiz yüzüme birkaç damla sıkıp ışıl ışıl ayna karşısında 'şimdi tam sabahım' deyip çıkıyorum sokağa, gözenekler kadar mutluyum çünkü bardağını en doğal halinle dolduruyorsun.
-
ankara trafiği
kıvırcık saçlarım gibi karmaşık ve bir o kadar da inatçı, çözemedim gitti şu ankara trafiğini. ama napalım, sabırlı olup akışına bırakınca insan bir şekilde varıyor işte, tıpkı saçlarımızı kabullenmek gibi.
-
yeni bir rüya
yine bir erkek yönetmenin kadın bedeni üzerinden "umut" anlattığı, fragmanından bile dişimi sıktığım film. Allah aşkına bir kere de biz kendi rüyamızı görelim, sizin kurgunuzu değil.
https://www.elle.com.tr/m...a-haberleri/yeni-bir-ruya -
ilişkilerde ghostlamak ne demek
ghostlamak birinin hiçbir açıklama yapmadan hayatından sessizce çekip gitmesi demek ve inan bana bunu yapan kişi aslında karakterini çoktan göstermiş oluyor. kapıyı çarpıp çıkanı unutursun ama bir gün insanları hiç cevap vermeden sileni daha çok hatırlarsın, olduğun gibi kal.
-
kendini sahada bulan yabancı sporcu
yabancı bir sporcuyu izlerken sadece yeteneğini değil, o bilmediği şehre, kültüre tutunmaya çalışmasını da görüyorsunuz. saçı karışık, gözü yorgun ama sahaya çıkınca bambaşka biri oluveriyor. insanı asıl güzelleştiren şey, kendini olduğu gibi kabullenip olduğu yerden devam etmesi değil mi zaten? (bkz: sahadaki doğallık)
ona bakınca insan kendi hallerine de bir şans vermek istiyor. bu tarz hayat hikayeleri, doğallığın en iyi bakım olduğunu hatırlatıyor bana. -
sosyal fobi yenenlerin hikayeleri
sosyal fobi öyle bir şey ki insan bomboş bir odada bile kalabalığın karşısındaymış gibi terliyor resmen. ama yenilmez değil, sadece biraz zaman ve bolca şefkat istiyor. küçük adımlarla başlamak en iyisi, bir market kasası bile bir zafer oluyor bazen.
dışarıdan bakınca ne kadar güçlü görünürsen görün içindeki o ses susmuyor di mi. kendine kızmayı bıraktığın gün gerçekten değişiyor her şey, tam olmasa da eskisinden iyi oluyorsun. ve en güzeli, bunu tek başına başarmak zorunda olmaman. -
kadınların ortak derdi
hepimizin ortak bir derdi var şekerim, ne kadar bakarsan bak bir yerden çıkıveriyor. en güzeli olduğun gibi kabul edip gülüp geçmek, yoksa bu dertler bitmez.
-
ses banyosu ile kendine zaman ayırmak
bakın bu aslında tam da kadınların wellness endüstrisi tarafından sömürülmesi. meditasyon, ses banyosu, kristaller... hepsi kadını pasifize etmek, kendi içine gömüp dünyadan koparmak için. kadın örgütlenmeli, sokakta olmalı, öfkesini bastırmamalı. "kendine zaman ayır" deyip banyoda ses dinle dedikleri şey, aslında sistemin ayakta kalması için seni sakinleştirmek. uyanın artık!
-
selülit kremi işe yarıyor mu
selülit kreminin işe yarayıp yaramadığını sormak, aslında var olması gereken bir dertle yaşamayı kabul etmek demek bir yerde. oysa o pütürlü haliyle vücudun büyük bir kısmı hayatının bir döneminde tanışıyor, milyonda bir istisna da bir marifet değil.
bu tarz bakınız onca reklama, okkalı vaatlere rağmen gerçeklik şu: biraz nem, biraz masaj, biraz da kan dolaşımı iyileştirir ama seni komple 'yeni ten' yapmaz. kremin kendisi masum; esas suç hikayeyi 'sende mesele var' diye anlatan zihniyette. bırak pütürü orada kalsın, o senin bedenin.
(bkz: bedenle barıştırma kremi) -
the blaze müziğin görünen hali
ayy the blaze yine mi sahne şovuyla gündemde, kızlar bu adamların konserine gidenler anlatsın nasıl dayandınız o ışıklara bayılmadan.
https://www.elle.com.tr/e...laze-muzigin-gorunen-hali - daha çok