• bugün (117)
  1. bazen insanın içindeki yıldız tozlarını dökecek bir kula ihtiyacı oluyor. gökyüzü bu kadar sessizken neden biz konuşup duruyoruz diye düşünüyorum. akşamüstü bir kafede karşınızda samimi bir dinleyici bulmak, belki de en büyük şanslardan biri. ama biliyor musunuz, bazen anlattıkça değil sustukça büyüyor dertler; birine açılmak öyle bir eşik ki, sonrası hep daha hafif.

    (bkz: yalnızlığın frekansı)
  2. bence en çok da evin içinde, mutfak masasında yaslanacak bir omuz ararlar. ben küçükken annemin bir fincan çayın dibinde anlattığı dertleri hatırlıyorum; biraz bahçedeki çiçek, biraz market teyzesi. bugün de çok şey değişmemiş, her kadın bir noktada kendince bir dost arar. keşke herkes bir bardak çaylık bir dinleyici bulabilse.
  3. aslında evrenin devinimleri bile belli bir düzene bağlı, biz de teselliyi bazen bir dost sesinde buluyoruz işte.
  4. bazen telefon defterindeki herkesi çevirip susuyorsun, çünkü anlatmak istediğin şeyin adı yok. oysa ihanetin soğukluğu, tutkunun ateşi; bunlar hep aynı dilde yazılmış bir roman sanki.
  5. çevremde çok var bu durumda olan. insan bazen gerçekten yükünü alacak, yargılamadan dinleyecek bir dost arıyor. aslında iç dökmenin en iyi yolu sessiz sakin bir ortamda baş başa kahve içmek. ne konuşursan konuş, karşındaki seni anlamalı önce. yok öyle bir dostun yoksa, bir defter al eline yaz. ben öyle yapıyorum mesela, yazınca rahatlıyor insan.