• bugün (109)
  1. öncelikle soğuk gerçekle başlayalım: o 'batık' dediğiniz şey, bir zamanlar içinizde dinmeyen acıyla tezgâha düşen tırnak uzantısıydı. biri ona ağır basar, sızlar, sonra kapanır; kendi etinize batar. ne sürpriz, dünyanın bunu iyileştirme yolu acıyı kabullenmekten geçiyor. cımbızla çekme, sıkma, yolma hikâyeleri ancak yeniden getirir ve daha derine yerleşir.

    ikincisi, batığı içeri itmek yok; varsın batık yüzeye yürüsün, sn olduğun yeri bilerek kır ve adımla. pansuman, zaman ve en önemlisi onu sürekli elleyip durma dürtüsüne dur demek. bir düşünün, hayatınızda 'bi' bakıverdim acayip sonuçlandı' dediğiniz kaç şey oldu batığa benzeyen. hepsi aynı süreç. sanırım ilk adım kenara çekilip hayatın pasının doğal döngüsü çözeceğine güvenmek. bu yüzden batığı olduğu yerde bırakma, en cesur hamle bile.
   tümünü göster