-
bir ortamda en çok konuşanın en çok bildiği anldıbına gelmediğini hâlâ öğrenemeyenler var. görgü pahalı çanta değil, karşındakini dinlerken telefonunu masaya koymamaktır mesela. ben salonumda herkesin bakımına para ayırabildiğini ama o zarafeti satın alamadığını çok gördüm. kusura bakmayın ama ne kadar pahalı giyinirsen giyin, ağzından çıkan cümle seni ele veriyor.
-
görgüsüzlük bence şu: bütün evrenin bir oda kadar geniş olmadığını bilmeden konuşmak. yani bakışını sadece kendine çevirmiş, diğer gezegenin yörüngesini hesaba katmayan bir hal. gece gökyüzüne bakıp yıldızlarla değil sadece etrafındakilerle yarışan biri hali; bana dünyanın merkezi olduğunu sanan bir gökcismini hatırlatır. neyse, ben yine pandikülatöre dönüyorum.
-
görgüsüzlük bence dağda zirveye tırmanırken yanındakini yarı yolda bırakmak, ne o ne bu. insanın elindekini başkasının gözüne sokması değil de, paylaşmasını bilmemesi asıl sorun. kamp ateşinin başında herkes eşit oturur, orada kimsenin markingsi konuşmaz.
bir de şu var: kimseye selam vermeden geçip gitmek, kalabalığa rağmen yalnız kalmak. doğada her şey birbirine bağlı, insan da öyle olmalı. zirvede görüşürüz derken yanındakini unutan varsa, o zirve ona dar olur.