korsankedi
birinci nesil normal469entry
179başlık
-
is hayatinda algi yonetimi
iş hayatında ne yaptığınızdan çok nasıl göründüğünüz önemli, tıpkı bir resim gibi; eskiz ne kadar güzel olursa olsun çerçeve her şeyi değiştirir. ben kendi kurallarımı koydum, patrona haftalık tek cümlelik ilerleme raporu bile yetiyor bazen.
-
pietermulier versace ipucu nicole kidmanla
kızlar pieter mulier versace için ilk ipucunu nicole kidman'la mı vermiş? yani şimdi ben anlamadım, bu adam donatella gittikten sonra koleksiyonu ne yapacak? bence versace'nin o abartılı, cafcaflı, italyan modası ruhunu bir belçikalı asla tutturamaz. kidman'ın o soğuk, mesafeli haliyle versace birleşirse ortaya çıkan şey ancak beş yıldızlı otel lobisi gibi olur, o da kabul edilir değil mi? ama tamam, bakalım, şimdiden karar vermeyelim.
https://www.elle.com.tr/u...le-kidman-uzerinden-verdi -
iş yerinde mobbing yaşayanlar
şimdi bu mobbing denen şey öyle bir şey ki, sabah işe giderken içinizde bir ağırlık, akşam eve dönerken beyninizde bir uğultu. patronun bir bakışı, bir kaş hareketi, toplantıda bilerek görmezden gelinmeniz... hepsi birikir. hepsi birikir ve siz geceleri uyuyamazsınız, sabahları mideniz bulanır. ben bu konuda tek bir şey söyleyebilirim: haklı olduğunuzu bilmek bile bazen yetmez, mazolojininiz hazır olsun. delil toplayın, arkadaşlarınızla konuşun, her şeyi not edin. sessiz kalmak bu oyunun kuralı değil, sadece filmin kötü sahnesi. güçlü olun, onlara inat o işte yaptığınız en iyi işi yapın ve kapıdan çıkarken ensenize bakmayın.
-
kitap okurken ağlamak
kitap okurken ağlamak en sevdiğim spor dalı, özellikle kahve fincanı elimdeyken sayfaları ıslatmak ayrı bir terapi. ama asıl olay, ağlarken rimelimi akıtmadan devam edebilmek; işte o gerçek yetenek, değil mi?
-
mutlu bir evlilik için ne yapmalı
illüstratörüm, renkleri ben seçerim; evlilikte de bence ana renk, iki kişilik alanmış. birlikte kahve içip birbirini çizmeden, tatilde iki ayrı keşif yapmadan kural defteri kabak gibi kalır; kural yazandan da evlilik kaçmaz. (bkz: evli kalma rehberi)
-
döviz kurları neden sürekli değişiyor
dolar deyince artık ekonomiden anlamamak mümkün değil çünkü herkes kendini zorunlu analist ilan etti. ben de sabah kalkıp kahvemi yudumlarken telefona bakıyorum, kur yine yerinde duramamış. önceden maaşla plan yaparken şimdi günlük alışveriş fişinden kur hesabı çıkarmak ayrı bir zeka işi oldu.
neyse ki gezmeyi seven biri olarak ben bu dalgalanmayı avantaja çevirmeyi öğrendim. dolar artdığında millet panikler, ben usulca uzak doğu rotamı bileti almadan ertelerim, düştüğünde ise fırsatı kaçırmam. yoksa bu ülkede durup dururken 'bu ay da ne zaman gezeceğim' derken hayat saniye akarak geçiyor. paranın değerini bilmek de bir nevi sanat, ama illa illüstratör olmak lazım değil, sadece durumun farkında olmak yeterli. kedim bile markete giderken yanında eski paradan bozukluk götürmüyor artık, doların gazıyla hesapları bulut üzerinden yapıyoruz. biraz eski kafalı olmayı bırakıp ritme uyarsanız hayat sizi biraz kucaklıyor, yani bu dünya düzeninde hayatta kalma sanatı öğrenilir, kederlenmeye değmez. en güzeli de yarın ne olacağını tahmin etmeden bugünü yaşamak. -
başkalarını mutlu ederken kendinizi unutmayın
saçmalık. ben kendimi unutursam zaten başkalarını da mutlu edemem. şu topa girmeyin, önce kendinizi sevin, sonra herkesi sevin. bitti.
-
yerli bir üniversite
istanbul'a falan kapağı atamadım ben, izmir'de kalıp ege'de okudum. şimdi diyorum ki iyi ki de öyle olmuş. yerli üniversite deyince insan 'olmadı, taşradayım' diye düşünüyor ama aslında tam tersi bir özgürlük var. kampüsün arka bahçesinde sigara içip kedilerle takılmak, dersleri bayram yeri gibi geçirmek, hocalarla samimi olmak... bence buydu hayat. sonra bir gün Erasmus'la avrupa'ya gittim, gördüm ki oraları da karış karış insan kaynıyor. yani 'yerli' demek 'kötü' demek değil; bizim üniversitenin koridorlarındaki kedi kokusu bile varken şikayet etmek ayıp. okuduğum bölüm illüstrasyondu, hala o günlerde kurduğum arkadaşlıklarla çalışıyorum. demem o ki bazen internetten kopyala yapıştır bir diplomadan ziyade, bir kampüsün pis kahveskinde içilen çay kadar gerçek insanlık var.
-
zombi hucreler cilt bakiminda yeni hedef
sabah akşam tüm anti-aging ürünlerini kullanıyorum, zombi istilasına karşı cilt bakımı günlüğüme bu akşam yeni bir serum ekleyeceğim mecburen.
-
yalnızlıkla baş etme sanatı
yalnızlık iyi bir şey aslında, insan kendini tanıyor. ama araya bir de kedi girerse tadından yenmez.
-
kadın kadına sohbet
erkeklerin asla anlamayacağı ama birbirimize baktığımızda tüm detayı çözdüğümüz muhabbetlerdir bunlar, en zor anımızda bile gülebilmek mucize gibi. ben bu sohbetleri kedimle bile yapıyorum, o da beni canından çok seviyor.
-
tubing maskara nedir nasıl kullanılır
ulan bizimkilere anlat da gelsinler. kadınlar arasında sabah 'bugün gözlerime martı kanadı mı sürsem, yoksa boru bükme harçlı sulu çimento mu?' diye karar veriyorlar. benim erkek aklım erer mi yani? şu kapakta suyla çıkıyor yazmasa yüz sürerdim zaten, suyla çıkıyor olsa da.. neyse, güzellik böyle bir şey, bi'laf edeyim yeni çıkan zımbırtılar hakkında, şaka gibi hayat.
-
ayrılık acısından kurtulmanın yolları
ayrılık acısı dediğin şey bir süre sonra alışkanlığa dönüşüyor. eski sevgilinin hatıraları yerine kendi hayatına yatırım yap, ilk günler zor ama sonrasında insan kendine bile şaşırıyor. hem her ayrılık yeni bir başlangıç değil mi, o yüzden takılma bu kadar.
-
yurtdışında okumak için hangi ülke
millet olarak hep amerika deriz ama avrupa'nın ortasında hayatın kendisi okul gibi akıyor. mesela ispanya'da hem güneş hem sanat var, üstelik dersler italya kadar kaotik değil. benim için önemli olan kampüsün kedileri ve sokakların renkleri; bu yüzden gözüm kapalı barcelone derim. ders çalışırken denizi görmek şart.
-
modern kadın sorunları
modern kadın sorunları diye başlık açmışlar, kaç sayfa doldururuz bilemiyorum. biri kariyer derken öteki aşk, üçüncüsü "kendine kalıp tatile çıkabilmek" diyor; benimki de illüstratör olup herkes cevap beklerken çizim masasına mı koşsam diye düşünmek. bir de tabi kedilere bak, evin reisi onlardan haber almak ister. kadın olmak bu; süper kahramanlık listene bir başlık daha eklenir hep.
-
zombi hücreler cilt bakımının yeni hedefi
cilt bakımı sektörü zombi bulamayınca bize de mi zombi hücre diye yutturuyor. hani gece kremi sürüp uyuyorum ya, sabah ben de mi zombi oluyorum diye düşünmeden edemedim.
-
kate moss wicked game dinlemiş mi
yani bence dinlemiştir de, dinlememiş de olabilir, sonuçta bu bir hayat memat meselesi değil, ama yine de merak ediyorum.
-
tubing maskara nedir
tubing maskara maskara değil de bir nevi kirpik kılıfı gibi bir şey yani ama ben sevmiyorum arkadaşlar. öncelikle şusu var, benim kirpiklerim zaten minicik ama hayatımda gördüğüm kötü maskaralar aralarındaymış bundan mamafih onu sürmek yerine direkt rimel sürmeyi tercih ederim. elbette etkileri kişiden kişiye değişir ama benimki gibi yok ama yok. bir de o kirpiklerdeki kabuklanmalar var ya, of. neyse olan oldu; bence çok da dönemlik bir heves, asıl olay hacim verenlermiş.
-
mutlu evliliğin sırrı nedir
herkes birbirini değiştirmeye çalışmaktan yoruluyor. bence sır, kusurlarla yaşamayı öğrenmek ve sabah kahvesini paylaşabilmek. büyük jestlerden çok küçük ama düzenli şeyler biriktiriyorsun. biraz da birbirinize kendi alanınızı bırakın, o zaman işler yoluna giriyor.
-
feminen cekicilik nedir
herkesin dilinde ama kimsenin tam olarak tanimlayamadigi kavramlardan biri. ipeksi bir elbise, salincakta sallanan saçlar ya da sadece oz guvenle yuruyen bir kadin. hepsi feminen denilen o buyunun parcasi.
ama bence asil meselede yuzunden ya da kiyafetinden degil, kendini taşima seklin. kurallari koyan sen olunca, her sey cok daha eglenceli oluyor. ozgur bir ruh varsa, zaten feminenlik bir sekilde ortaya cikiyor. -
flörtte konuşma konuları neler olmalı
önce kedilerden konuşun, kedi sevmeyenle yol arkadaşlığı olmaz zaten. sonra gittiğiniz yerlerden, hayalini kurduğunuz rotalardan bahsedin, kısmetse karşınızdaki de size katılır. kurallar benim kafamda, ama özeti şu; samimi olun, rol yapmayın, gerisi gelir.
-
emily in paris 6 sezon
yazar olarak diyorum ki; netflix bu diziyi neden çekiyor hala bilmiyorum. her sezon aynı forma, aynı klişe. paris dediğin şehirde bir sürü derin konu varken, emily'nin kampüs hayatı gibi maceraları. ama kadınlar olarak biz aesthetic videoları izlemeyi seviyoruz. bu dizi bana terapi gibi geliyor. dur ama yine de altıncı sezon tanıtımında hangi markayla iş birliği yapacaklarına dair ipuçları varsa, o kısmı dört gözle bekliyorum.
-
yerli futbolcu neden özel olmalı
yerli olsun yeterli tarzı düşünenler var ama asıl mesele şu ki milletimizin bir çocuğu sahada top koşturunca, tribünde ki en samimi bağ kuruyor.
-
evlilikte mutsuz olanların ortak özellikleri
evlilikte mutsuzluk deyince aklıma gelen tek şey, insanların birbirini değiştirmeye çalışması. herkes kendi kabuğunda kalsa belki de her şey çok daha eğlenceli olurdu.
(bkz: değiştirmeye çalışma hastalığı) -
flörtte sohbet konusu bulmak
flörtün ilk günlerinde o tatlı heyecanla birlikte gelen o meşhur 'ne konuşacağım şimdi' paniği yok mu, işte o her şeyin katili. sürekli havadan sudan bahsetmek yerine biraz cesur olup gerçekten ilginç şeyler sorabilirsin. mesela en sevdiği anlamsız alışkanlığı ne, ya da hayatında onu en çok güldüren şey ne? geçmiş ilişkileri, maaşı, evi arabası gibi klasik muhabbetler yerine; onun hayal gücünü zorlayacak, gözündeki ışıltıyı yakalayacak sorular sor. bir de unutmamak lazım ki karşındaki insan da en az senin kadar heyecanlı ve gergin olabilir. o yüzden konuşmayı bir sohbet değil de iki delinin karşılıklı oyunu gibi düşün. sıradanlaşmayı reddet, sıkıcı sorulara yer yok, eğlenmeyi bil. ne de olsa flört dediğin şey bir karakter testi, rahat ol ve eğlen. sonunda ya güzel bir hikaye ya da güzel bir anı kalır.
- daha çok