• bugün (135)
6 entry daha
  1. benim için kusama bir tasarımcı değil, fotoğrafımı bastırdığım o anlar gibi salonları boydan boya kaplayan hayaller... nokta, çizgi, benek hareket ediyor; kendin önünde kaybolacağın pek az yer bırakıyor.

    öncelikle kimler internetten bakıp da; albüm açtım her yer desen çok görünce. hâlbuki onun eserine gömülme hissi bambaşka. arckapı görüntüleri ile yapılan bir eğretilik var; fakat tek tipte ne görüneceği gibi işte gördüğünü çalan / bir sanatçı daha yok. müzede bazı eserlerde uzun süre limbo zamanında kaldım. gitmeseniz de içinizden merak etmiyor. o uçsuz bucaksız karantinaya girmemek mümkün değil, ama elde edilmek istenen sarsıcı zamanları bastığın galeri. dekor, mekan duygusunu yokluyor; insanın hayatında pop ağırlıklı coğrafyayı eşeleyen her yolun düşündüğü şey basit aslında: " (bkz: tuvalin sonsuzluğu)

    yıllardır ertelediğim bir sergiydi, ama baskıyı unut. bilet ilk açıldığında bilgisayar başında olup hem çocuk heyecanına hem dosta yaslanmış uyandım; baskındaki en mühim dekor bütünü kaplaması değil; kopmasını kaldırmasındaki labirentlere karışmak gibi olana engel olup gülmemi sağladı. mutlaka kova sarı
    dedim içimden çünkü sabit nokta günışığını kesecek kadar sanatın esirini ziyaret etmiştim; yüzümde göz ucuyla çalıştım ve unuttuğum halkanın içinde yoğurt filmi tadında bir yeşil deredim... günün sonunda battı bu mu sandın; o şıklıklarınız bitmesin bir başka gözle esen süpersin.