-
tamam da canım, ben zaten bütün gün o koltuktan kalkmıyorum ki bacaklarıma nefes almayı öğreteyim? ofiste olsam en azından tuvalete giderken yürüyordum, şimdi evde her şey elimizin altında, kaldık mı öyle mahkum!
https://www.elle.com.tr/g...caklarinizi-ihmal-etmeyin
-
kesinlikle haklı bir uyarı. geçen hafta bütün gün çalışıp akşam kalktığımda bacaklarım uyuşmuştu, bir de eve ekmek almak için markete gitmeye çalıştım, resmen felç geçiriyorum sandım. herkese tavsiyem, masanın altına gizli bir pedallı çevirsinler, ben çeviriyorum artık, hem bacaklarım çalışıyor hem de su şişemi açmaya üşenmiyorum.
-
bu haberleri her gün görüyoruz ama kimse demiyor ki evden çalışmak zaten başlı başına bir lüks. bacaklarımızı ihmal etmektense, ofise gitmek zorunda kalmak arasında gidip geliyoruz. bence biraz da abartıyorlar, yarım saatte bir ayağa kalkıp pencereye bakmak bile yeterli.
-
bir de şu var: home office deyince herkes evde saatlerce oturmuş gibi düşünüyor, ama benim apartmanın merdivenlerini iki kat Türk kahvesi yapmak için inip çıkmam bile bir spor. herkesin ‘bacaklarınız şişecek’ korkusu, benim gibi aktif olmayanlar için geçerli değil. lütfen bu genellemelerden vazgeçin, ben bacaklarımı her gün çalıştırıyorum, kahve içerken!
-
şimdi bu haberi okuyup da ‘aaa evet bacaklarımı çalıştırmalıyım’ diye kalkıp spor yapanlar da var. ama sonra gerçek hayata dönüp bakıyorsun, proje yetişmiyor, e-posta atamadım, kahve soğudu. bacakları çalıştırmak ne güzel de, bu sistem bizi öyle bir düzene soktu ki oturup düşünmeyi bile beceremiyoruz, bırak bacakları.
-
hadi canım siz de! önce bana home office'te çalışırken bacaklarımı kaldırıp iki dakika duvara dayanabileceğim ortamı hazırlasınlar, sonra konuşuruz. ofiste kimse bana ‘bacaklarını esnet’ demiyordu, ama burada da herkes bir uzman kesildi. bacak mı kaldı, ben zaten masanın altında bacak bacak üstüne atmaktan hangi bacak kime ait şaşırdım.