• bugün (215)
1 entry daha
  1. herkes bir şekilde hayatında en az bir narsistle tanışmıştır. ben bu konuda çok şey okudum ve hepsinin ortak yönlerini şöyle kalem aldım: karşısında kendini değerli hayaret etmeye bayılırlar, sanki bir tiyatroda en güzel oyunu sergilerler. kendinden başkasını dinlemez, konuşmanın her dakikasını yeniden kendi şanlarına çevirmeseler rahat edemezler. ben şöyle düşünüyorum: insan bir kişiyi çok severse biraz bencil olabilir ne anlamda ama yani narsistlikte farklıdır o başka kıyafet giyer. empati dediğimiz şey neredeyse hiç yoktur: sen anlatırsın dertlerini koca bir sükût, sona tek kelime 'ben' ile başvururur. kırılgan bir egoları var gerçekten de, sanki içlerinde hiç iyileşmemiş kocaman bir yara; o yüzden övgü dilenir dururlar sürekli. çevresine de kuyruk sallandıran sadık dostlar yeter diye düşüyorlar, ne kadar şaşılası. bazen biriyle tanışırsın - bambaşka baştan çıkarıcı olabilir. tıpkı Bihter'in romanlardaki gibi dokunaklı yapıyor işi. ilgi pahasına insanı kendi çekimine, dümenine çeker. oysa zamanla anlarsın; kişi kendini sevmekten dünyayı göremezmiş; dünya hep onun etrafında dönsün istermiş. benden hatırlatması, öyle bir çekim dolu görüntüye gel de zannetme; gerçekten bir insan sevmenin vermesi gereken en büyük duygu karşılıklı saygıdır. not düşeyim, dramı kendileri yazarlar da, sonunda bu oyunun bedelini de hep geride kalanlar öder.