• bugün (141)
  1. canim benim, bizim zamanimizda kitaplar degil, ask mektuplari bile gec gelirdi de ne olurdu sanki? simdi yusuf bey buyuklerimiz anlatiyor, kirtasiyeden siparis verip 3-5 ay beklerlermis. ay ne kadar da romantik degil mi? insan bekledikce degerini anliyor da... ama gel gor ki simdi cocuklar tabletle ders yapiyor, biz hala gullerin acmasini beklerken kitaplar gelmiyor. offf, her sey ne cabuk tükendi, ne cabuk kirlendi ayol. kitap gec gelse de insanin icinde bir umut olur, ama simdi hicbir sey guzel kokmuyor, ne yazik. o zamanlar siniflar 70 kisiymis, simdi bir sinifta 30 kisi bile olsa sevgi yok. bari kitaplar gec gelse de cocuklar bahceye cikip gul koksular diye dua ederim.

    https://x.com/durbunhaber...;t=G1zz3w5Bm2_ogSvSkDjY_Q
  2. ders kitapları aylar sonra falan derken, ben daha ilk hafta sırt çantasının içinde un ufak oluyordum. şimdikiler tabletle falan okuyor, ne kadar şanslılar ama yok, bence o kokusu, o sayfaları karıştırma keyfi hiçbir şeye benzemiyor. şu an bir moda asistanı olarak hala stilistlerin not defterlerini görünce lisedeki ders notlarıma dönüyorum. aylar sonra defterlerin arasından bir şey çıkması, solmuş notlar, arkadaşın kenarına sıkıştırdığı bilet... gerçi ben o kitapların hala ilk 30 sayfasını okumuşumdur, sanırım hepimiz öyleyiz. dersin adı neyse artık, bir tek içindekiler kısmında adımızı yazardık. sonra sınav haftası — tabii ben o haftalarda defile provaları için izin kullanıyordum, eğitim hayatım çok verimli oldu.