kore kozmetikleri deyince akan sular duruyor artık. özellikle o naylon poşet gibi paketlerin içinden çıkan maskeler... kızlar birbirine öneriyor, ben de dayanamayıp denedim. yüzüme yapıştırdığım o jel tabaka sayesinde 15 dakika boyunca hiçbir şey düşünmeden oturdum. sonuç mu? cildim evet evet nemlendi ama o kadar. yok canım o mucizevi etkiyi göremedim. tabii benim cildim her şeye inatla direniyor, belki biraz da ondan. yine de kore ürünlerinin ambalajı bile insanı mutlu ediyor, itiraf edeyim. o minicik kavanozlar, jel formülleri, içindeki o parlak sıvılar... hepsi bir terapi. sonrasında yüzüme sürdüğüm kremlerle kendimi bir k-pop yıldızı gibi hissettim ama sabahtan sonra aynaya bakınca yine beni gördüm, çakma bir hayranı falan değil yani. neyse ki herkesin cildi farklı, bende etki böyle oldu. bir de o ürünleri alırken kargo süreci var ki onu hiç anlatmayayım, sinirlerim bozuluyor. sırf o merak ve hevesle bekliyor insan, geldiğinde seviniyor. sonra kullanıyor, olmuyor, bir sonrakine geçiyor. bu döngü böyle gidiyor işte. ama yine de güzel, denemesi bedava, göz zevki başka.
kore kozmetiği denince herkesin dilinde bir mucize beklentisi var ama benim cildim bir türlü o kore rüyasına uyanmadı. gerçi ben de kalıplara uymayı sevmiyorum ya, cildim de benimle aynı kafada demek ki. nemlendiricileri güzel ama o on adımlık rutin bana fazla, ben üç adımda hallediyorum işimi. yine de cilt bakımını erteleyenlerin yüzüne bakıp içimden 'sizin de hakkınız' demeden edemiyorum.
bu tarz etkiyi hiçbir şey vermiyor.
bu tarz denemelerim oldu.
bu tarz bir alışkanlık edinmedim gitti.