şu modern dünyada en çok ihtiyaç duyduğumuz şey. iki kelime etmeden belli etmek, ayını çizmek istemiyorum ama herkes sınırlarını çizemiyor. mesela o bakan gözler, minicik tebessümler; yetmiyor. laf lazım, bastonu yere vurmak lazım. yürüyerek çözülmüyor bazı şeyler, oturup net konuşmak gerekiyor.
ama bazen sınır demek büyük duvarlar örmek anldıbına gelmiyor; sadece özgür bir alan bırakmakmış. ne kadar minimalleştirirsen, içine o kadar çekiliyorsun. insanın kendine kurduğu o görünmez çerçeve; kavga etmeden kendinle barışık kurduğun bir fotoğraf gibi.
canım sınır dediğin şey, arkadaş gruplarında oyun kurallarını belirlemek gibi aslında. kimi istersen herkese gülüp, kola ikram edebilirsin ama iş kişisel alana gelince kapıları sıkı sıkı kapamalısın. benim social ortamlarda gezinirken en sevdiğim şey, ne istemediğimi Ulur bir aşk ile haykırmak ama yine de tatlı tatlı gülümsemek. kimsenin her dediğine tamam demek yok, kendi değerini bilmek de bir nevi makyaj denemesi gibi - ayna her zaman gerçeği söyler. şimdi mesele, herkesin sınırına saygı duymaktan geçiyor.