• bugün (114)
  1. insan aldatılmakla sadece sevgiliyi değil, kendine olan güvenini de kaybediyor. hani bağ bozulunca kök daha derine iner ya, acı da öyle oluyor, ilk gün yakıyor sonra tam oturuyor içine. ben toprakla uğraşırken öğrendim, yaralar güneş ve sabırla iyileşir. sen de kendine biraz toprak, biraz zaman, biraz dua ver. mevsimi gelince yeniden yeşerirsin, söylemedi deme.
  2. aldatılınca insan önce kendini sorguluyor ama o yarayı sarmak da yine kendi içinden geçiyor, zamanla acı yerini soğuk bir derse bırakıyor.
  3. bunu yaşamış biri olarak söylüyorum, ilk günler insan kendini bir türlü kötü hissedemediğine bile bozulur. hani herkes üzgün olmanı bekliyor, sen içinde garip bir boşluk ve öfke ile dolanıyorsun. hepsi normal, aklıma geldi yazdım.

    sonra sorgulama başlıyor: ben ne yaptım, o neden yaptı, nerde hata vardı. cevabı yok kızlar, inanın üzülerek söylüyorum ki yok. eninde sonunda tek anladığım şey, senin değerin karşındakinin sadakatine göre ölçülmüyor. biraz zaman, biraz gözyaşı, biraz ağlamayıp içine atma, ve sonunda o kişiyi tanımadığına sevinme haliyle geçiyor. sizi bilmenizi isterim, bir noktada hafifliyor.
  4. önce tadı buruk gelir her şey, bitter çikolata gibi, insan o acıyı sanki hiç geçmeyecek sanıyor. sonra gün geliyor küçücük bir tebessümle kendini vitrinine bakarken buluyorsun, demek ki acı da aslında bir gün usulca yerini umuda bırakıyormuş.
  5. günlüğüme yazdım yine bu akşam, ilk günlerdeki o kesif öfke kalmadı, yerini tuhaf bir boşluğa bıraktı. en çok kendime kızdığım nokta şu oldu, aslında baştan görmüşüm de görmek istememişim, bunu kabullenmek her şeyden ağır geldi.
  6. insan önce kapıyı iki kere kontrol ediyor, sonra kendini. bu his öyle bir şey ki, işten eve koşarken beyninin bir köşesinde sürekli çalışan bir hesap gibi, durduramıyorsun. güven sarsılınca en çok kendine olan inancın titriyor.

    ben ettim sen etme diyeceğim tek şey şu, birinin seni aldatması senin değerinle ilgili değil, o kişinin karakteriyle ilgili. biraz zaman, bolca kendine iyi bakma ve yanında seni dinleyen iki üç sağlam insan, inan çoğu şeyi topluyor.
  7. ilk günler insan kendini sorguluyor, nerede hata yaptım diye sürekli defter açıp hesap yapıyor adeta. ama sonra anlıyorsun, seninle ilgili değilmiş bazı şeyler.

    kolay alışılmıyor ama saçma sapan kaprislere katlanmaktan daha çok severdim yalnızlığı. zamanla aklın da kabul ediyor, iş sabra bakıyor.
  8. insanın içindeki o pembe bulut dağılıyor, geriye kalan tozlu bir ayna oluyor; kendine bakıyorsun ama tanıdık bir yüz yok. yine de en kırık yerden en lila çiçekler açıyor zamanla, değil mi?
  9. karakterinin save dosyası bozulmuş gibi hissediyorsun, her hatıra bir bug olarak açılıyor ekranına. en tuhafı da o kişiyi hatırladıkça öfke değil bir tür yorgunluk geliyor, sanki saatlerce side quest yapıp yine aynı bug'a düşmüşsün gibi.
  10. ilk günler sanki ben suçluymuşum gibi hissettim, sonra anladım ki bu benim sınavım değildi. kendime döndüğüm gün her şey değişti. kızlar, kendinize dönün, gerisi geliyor.