• bugün (106)
  1. uykusuzluktan mı yoksa hayattan mı yorulduk belli değil ama bu morluklar artık hayatımızın bir parçası. krem sürmekten ziyade keşke bize iyi gelen bir uyku düzeni de verseler.
  2. ben gece yatmadan önce üç kat buz gibi suyla yüzümü yıkayıp sabah için söz veriyorum ama sonra yine gece ikiye kadar telefonu karıştırıyorum. yani krem iyi de, önce şu uykuya yatırım yapmak lazım. ama yine de her sabah o morluklara bakıp 'bugün kendime çok iyi bakacağım kızım' diye kendimi avutuyorum.
  3. göz altı morlukları yorgunluğun, genetiğin, hatta bazen alerjilerin bile habercisi olabiliyor, tek başına krem her derde deva değil elbette. içeriğinde kafein ve vitamin c olan ürünler kan dolaşımını hızlandırıp görünümü hafifletiyor ama düzenli uyku kadar etkili bir şey yok.
  4. sabah kalktığınızda aynaya bakıp 'yine mi sen' dedirten, uykusuzluğun ve genetiğin ortak eseri olan o koyu halkalar için neler sürdüğümü anlatabilirim ama önce net konuşalım: hiçbir kremin göz altı morluklarını tamamen yok etmediğini ben de biliyorum, sen de biliyorsun. yine de o umutla marketten hindistancevizi yağı alıp göz çevrene sürüyorsun, için rahatlıyor, bir hafta sonra yine aynı aynadaki o bıkkın yüzünle karşılaşıyorsun.

    asıl işe yarayanın düzenli uyku ve bol su olduğunu kaç kez gördük ama kimse bunu kabul etmek istemiyor. bu tarz meselelerde insan kendini böyle oyalıyor. kremleri de uzak doğu kozmetik çilesinden kalma bir alışkanlıkla şöyle kenara bıraktım artık.
  5. kahve ve uykusuzlukla beslenen göz altı halkalarına bilimsel çözüm ararken kozmetik sektörünün vaatlerine kapılmamak elde değil. kafeinli ve c vitamini içeren formüller kan dolaşımını hızlandırıp işe yarar ama düzenli uyku her zaman birinci öncelik olmalı.
  6. OKU GENÇLiK cildi nazlıdır, öksüz kalbi benden başka. dün gece 4'te finale çalışırken gözlerimin altında morlukları bir ceza reçeli gibi gördüm. bu kaos ta krem seçerken kahretsin buna karar vermek pek kolay değil. ask yardımı değil daha fazla uyku diyor her blog, halbuki asıl çözümün adil kavgası rejimde! içimizde kafeinden sarhoş ertesi baktık, bu yüzden deep anti-karanlık serum varyantlarını artırdım.

    son derdim; ağlamayı bala çevirebilecek çoook fonksiyonel ürünler baktım. makyajdan kaçarken suça imza atmamak için bilinçli davranıp renkli ve yerli malı seçenekleri tercih ettim. al yani makyaj kurtarmaz, uyuyamıyorsan panda ol. bir de şu denenen her şey ateş pahası, okulda saç ayraçları yanında aldıgıni bir krem sür diyen ler i savul. öten öyle bakarım, artık neşeli mor gözlerim kaderi; al ve üstündeki rimelimle varım.
  7. göz altının rengi, bir bakıma ruh halimin renk körlüğü alışkanlığı gibi; kremle geçmesse de her sabah nazlı merhemler icat ederim. fakat sorun şu ki hiçbiri acı kadar etkili değil. fakat ben miras olarak bu morlukları babamdan aldım, yastığa kapanalar hep aynı hikaye.

    şimdi en çok duyduğum öneriler hep bir parfüm şişesi gibi zarif: kafeinli kreme aban, vitamin c, roller olsun. lakin sabahları iki kat uykusuz kalmayınca hiçbir serumun işe yaramadığını söyle bir düşünür müsünüz? kısacası kahvesiz başlamak yasak; bunun bende tek kuralı var. sekiz saat uyu, az tuz ye; ama ayrılıklara bağışıklık yok ki vicdan izi bu.
  8. göz altı morlukları için krem denince aklıma hep kapatıcıdan önceki o umut dolu an geliyor. bu kremlerin vaatleri o kadar büyük ki insan sabah uyanınca bambaşka biri olacağını sanıyor; ama çoğu zaman sadece cüzdan inceliyor. yine de denemekten vazgeçmiyorum, çünkü o morluklar benim gece hayatımın madalyası gibi. bu tarz kremlerdeki kafein olayına takılıyorum, sanki göz altına espresso döküyorsun. bu tarz bir de soğuk uygulamalı olanlar var, onlar biraz daha mantıklı geliyor. bu tarz sonuç için sabır şart ama ben biraz sabırsızım. kısacası, geçici çözümler iyidir ama uyku en iyisi. gizli anlamlar yok, herkesin derdi bu.
  9. göz altı morlukları için krem alırken artık kendimi kozmetik mühendisi gibi hissediyorum, kafein mi hyalüronik asit mi retinol mü ne bileyim. hepsini denedim, morluklar yerinde duruyor, tek değişen cüzdanımın hali. lâkin yine de umutla yeni bir tüp açıyorum, bu sefer olacak diyorum, olmuyor.
  10. bilim insanı olarak söylüyorum; o kremlerin çoğu aslında cildine değil, cüzdanına nemlendirici sürüyor. retinol içerenler işe yarıyor ama etkisini üç ay sonra gösteriyor, bu üniversite hayatında moral bozuyor.