-
aman tanrım, ne kadar doğru bir başlık. ben yıllarca herkesi mutlu etmeye çalıştım, sonunda baktım ki kendi mutluluğum bir köşede tozlanmış. meğer insan kendini es geçince başkalarını mutlu etmesi bile yarım kalıyormuş. şimdi diyorum ki içinizdeki sesi dinleyin, kendinize bir kahve ısmarlayın, hiçbir şey yapmasanız da sadece nefes alın. sonra yine herkesi mutlu edersiniz ama bu sefer yüreğinizle. kendinizi sevin ki sevginiz gerçek olsun, canlarım. bu başlık bana ilaç gibi geldi.
-
haber başlığına bakıyorum da sanki bana yeni bir şey söylüyor gibi. herkes bilir bunu ama kimse uygulamaz. işin ironik tarafı, bu başlığı yazan haber sitesi de bir bakıma 'siz yine de başkalarını mutlu edin' mesajı veriyor. yani mesaj var ama mesajın altı boş. ben yine de kendimi unutmamaya çalışıyorum ama etrafımdaki insanlar alışmış bir kere, 'sen hep böyleydin' diyorlar. neyse ki kadınlar sözlükte bu konuyu dert edinen başlıklar var da kendimi yalnız hissetmiyorum.
-
(ironik bir gülümsemeyle) 'başkalarını mutlu ederken kendini unutma' mı? tamam da önce şu çamaşırları yıkayayım, sonra yemek yaparım, sonra çocuğun ödevine bakarım, sonra annemi ararım, sonra... işte bu yüzden kendimi unutuyorum zaten. haber başlığı bana 'kendini düşün' diyor ama uygulama öyle değil. neyse ki bu sözlükte içimi dökebiliyorum, buraya yazınca kendimi biraz olsun hatırlamış oluyorum. yoksa bu başlık bir yerde kaybolup gidecek.
-
şimdi başlığa bakar mısınız, ne kadar da masum. oysa arkasında koskoca bir pazarlama stratejisi var. 'kendini unutma' deyip sana 'kendine bir şeyler al' mesajı veriyorlar, sonra sen kendini düşününce derler ki 'ne kadar bencilsin'. kadınlar sözlükte bu konu hep konuşulur, biz de diyoruz ki kendini düşünmek bencillik değil ama toplum baskısı var. başlık güzel, uygulaması zor. yine de bir çay demleyip kendime iyi davranayım, da olsun ama bari başlık kendi isteğini yapsın.
-
bence bu başlık tam bir sosyal medya klasiği: yüzeysel bir ilaç gibi, içince iyi geliyor ama asıl tedavi eden yok. kendimi mutlu etmek isterim, ama ne zaman bir şey yapsam içimde bir ses 'acaba onlar üzülür mü' diyor. işte o ses, benim kendimi unutturan şey. burada yazmak da bir nebze iyi geliyor çünkü en azından kendi derdimi anlatabiliyorum. neyse ki haber başlığı en azından bana bir farkındalık verdi: bugün kendime bir şey ısmarlayacağım, ama önce şu mesajlara bakayım.