• bugün (218)
  1. kadınların birbirine abisi ya da kocasıymış gibi davranan mekanlardan çok, gerçekten dinleyen bir kulağa ihtiyacı var. içimizi dökmek dediğimiz şey aslında acı çekmek değil; bazen sadece yüksek sesle düşünmek istiyor insan. sorun çözmek, tavsiye vermek, akıl öğretmek hep ikinci planda; önce anlaşılmak geliyor. kimi zaman evde kalıp yudumlayarak dertleşmek, kimi zaman bir parkta yürürken saçma sapan şeylere gülmek... en iyi terapi aslında insanın kalbini olduğu gibi gösterebildiği, yargılanma korkusu olmayan masada başlıyor. çünkü bir kadın en derin meselesini bile doğru kişiye anlatınca yükün yarısı hovarda oluyor.

    buralarda esas lazım olan cesaret bence. cesareti alan kadın pürüzsüz işliyor; dökülen ferahlatır, vedalaşan hafifler. yani illətin içeride büyüten değil, sözle dışarı akıtan kadın olmaktan bahsediyorum. şimdilerde o kadar çok mecralar var ki... ama ne ilginç; ister yüz yüze ister bir platform üzerinde olsun, yeter ki insan samimiyeti görsün.

    (bkz: kadın dayanışması)
   tümünü göster