• bugün (111)
6 entry daha
  1. yerli sinemamızın içinde yeri ayrı olan filmler var elbette; özellikle 90'lar ve 2000'lerin o sıcak, samimi filmleri kadar içimi ısıtan çok az şey oldu. 'eşkıya', 'babam ve oğlum', 'kış uykusu', 'kader' derken liste uzayıp gidiyor. ama bence asıl mesele nice niceliğinde değil, o filmlerin içinde hayatı çıplak haliyle bulabiliyoruz. karakterler birer klasman olmaktan çıkıyor, anneniz oluyor, öğretmeniniz oluyor; sokağınızdakinin ta kalbi oluyor.

    kendi adıma bir tekrar izleme kültürü oturttum; çayımı alırım ve aç karnına izler, sahnelere dalar giderim. çoğu zaman konu ne kadar hüzünlüyse o kadar sizi anlamış geliyor insan. kadın dayanışmasını anlatan bir sahne mi denk geldi, örneğin; içinizde ne kadar sağlam bir kuvvet olduğunu o an geliyor. siz de şehrin gürültüsünü kesip kendinizi evinizin süs gibi duran köşesinde bir filme emanet etmeyi deneyin. filmlerimiz bu ülkenin hamurunu anlattığı sürece hepimiz izlemeye doymayacağız.