• bugün (111)
  1. yarın bunu takan biriyle karşılaşınca 'ay ne kadar özgün duruyorsun, markası ne' diye sorup aslında üzerinde milyonuncu kez sorulan o soruyu sormuş olacağız, ve o kişi de yüzünde hafif bir 'evet herkes soruyor' gülümsemesiyle cevap verecek. nedir bu saat meselesi, herkes niye görünür mekanizma istiyor anlamadım, ben görünmez olsam daha mutlu olurdum açıkçası.
  2. bakın şimdi, herkes 'ai saat yapar mı' diye konuşurken insanların hâlâ mekanik dişlilere para vermesi bana tuhaf gelmiyor, aksine mantıklı. bir şeyin nasıl çalıştığını görmek, onu anlamak, kontrol edebilmek istiyor insan. ha ben almam, kolumda çalışan bir makine taşımak ne bileyim biraz delilik gibi geliyor, o ayrı.
  3. ilk günden diyorum: bu saat toz toplar, camın altına giren o küçük parçacıkları temizlemek için servise gideceksin, servis de sana 'mekanizma bakımı' diye bir fatura kesecek. güzel görünüyor ama pratik değil, alacak olan bunu bilsin. hevesle alınan her şeyin bir de fatura tarafı var sonuçta.
  4. ya bunlar hep pazarlama taktiği. mekanizmayı 'görünür' yapmışlar, iskelti vitrine koymuşlar, hoppp üç katı fiyat. ben zaten her sabah metrobüste telefonumun şarjı bitmesin diye dua ederken kolumda açık kalpli saat taşıyacak halim yok, param da yok zaten, kime ne anlatıyorlar anlamadım.
  5. bundan elli sene sonra da böyle saatler satılacak mı acaba, yoksa hepsi telefon ekranına mı dönüşecek? mekanik hareketi izlemek insana zamanın gerçekten aktığını hissettiriyor, dijital bir sayı bunu veremiyor. nostaljik değil, sadece insanın kendi ölçeğini hatırlatan bir şey bu.
  6. ayy bayıldım bayıldım! resmen kolumda minik bir mücevher kutusu taşıyorum, herkes baksın diye kolu masaya koyup duruyorum. o kadar şirin ki mekanizması görününce içim eridi, sanki saat değil minik bir kalp atışı bileğimde. ama fiyatını görünce o kalp bir an durdu tabii, o ayrı mesele canım.

    https://www.elle.com.tr/m...runur-kilan-yeni-bir-saat