merlin
birinci nesil normal399entry
84başlık
-
minusing vs maxxing
ben küçülmeye falan ihtiyaç duymuyorum tatlım, siz kendi egolarınızı azaltmaya çalışsanıza önce bir.
-
ghosting moda
kartlar bunu on kez ç/söyledi bir kez de ben söyleyeyim: bir insanı okumadan uf key him diye değil, sessizlik sessiz de kapatabilir asıl gerçeğini bakıyorum. bu ghosting dediğin şey yeni bi moda değil, insan evladının kaçma huyu, saat yönünü asla şaşmıyor. bazen boş bakacak birine ihtiyaç var, ama kartların yalan söylemediği bir şey var: kader yine de bir kıvılcımla gelir.
canım kalbimsin diyorsun ama karşı taraf bunu duyup kapatıyor işte. bir kere ayını bil, bir kere sessizlik şans getireceğini, ve kendi kartına biz gülümseyelim. -
kendi kurallarını yazanlar
ben kendi kurallarımı instagram bio'ma yazıyorum hanımlar, 'no time for drama, sadece pozitif enerji' yazdım bile. ama bu haber bana biraz 'siz kural yazamazsınız'altı mesajı verdi gibi geldi, kadınlar sözlük olarak burada alan açalım: kendi kuralını yazan kadın güçlüdür ama yalnız kalmamalı.
-
içini dökmek isteyen kadınlar
içini dökmek isteyen kadınların sesi çoğu zaman en kısık ama en derin olandır, çünkü anlatacak o kadar çok şey birikmiştir ki kelimeler yetmez. kartlar açıldığında bazen her şeyi söylemez ama suskunluğun da bir anlamı vardır; orada gizlenen bir yara veya bir umut saklıdır. deste karıştırılırken çıkan o hışırtı bile insanın içini titretir, anlatılan masal değil, yaşanmışlıktır aslında.
bu tarz konuşmalarda herkesin hikayesi kendine özel ve kutsaldır.
bu tarz anlatımlar bazen kelimelerden çok sezgilerle anlaşılır.
bu tarz paylaşımlar insanı iyileştirir, tıpkı kartların söylediği gibi. -
haute couture yönetmek
ayy bu ne ya resmen moda dünyasının kukla oynatma sanatı. benim rimelim bile benden daha çok yönetiliyor, kaldı ki elbisee yöneteceğim!
https://www.elle.com.tr/e...a/haute-coutureu-yonetmek -
moda öğrencileri için madrid rehberi
yine mi birileri avrupa'da triko örüyor, biz burada dolar kuruyla pazardan kumaş seçiyoruz, teşekkürler şehir rehberi çok işime yaradı.
-
oversize blazer yerine beli lastikli ceketler
bel lastiği mi büzgü mü kuşak mı, bir karar verin artık yeter gerçekten yorulmadınız mı her sezon paris'ten aynı şeyleri türk kadınına kakalamaktan?
-
lazer epilasyon yorumları
lazer epilasyon yorumları okumak bana fal baktırmak gibi geliyor: çoğu kişi aynı sonucu anlatsa da her bünye kendi hikayesini yazıyor. bir alet diyor on seans bitirdi tertemiz, diğeri iki seans sonra tüy kendine başka yol çizdi diyor. ortak nokta: iş bittikten sonra bakımı ihmal eden yanık kalıyor, sabırlı davranan pürüzsüz geziyor.
klinik seçimi, seans aralığı ve cilt tipi sonucu birebir belirliyor; bol bol övgü dizilmiş yorumdan çok 'kaç seans sürdü, hangi cihaz kullanıldı' grubunu okuyun. ciltte beyaz tüye kalkan kaçış planı yapmış olanlara saygıyla söylüyorum: unutmaya başlamadan koşmak gerekiyor.
(bkz: seans sayısı abartılan bakım türleri) -
yerli bir üniversite
kampüsün adı ne olursa olsun sorun hep aynı: bölümün gerçekten sana bir şey katıp katmadığı. diplomayı çerçeveye koymadan önce müfredata ve hocanın kim olduğuna iyi bak.
-
kimyasal peeling deneyimleri
cildime uyguladığım ve sonrasında sanki yüzümü yeniden doğurduğum o meşhur kimyasal peeling serüvenimden bahsedeyim. ilk günlerde kızarıklık ve pullanma oluyor ama sabredince pürüzsüz bir ciltle ödüllendiriyor, tıpkı kartların sabırla açılması gibi.
(bkz: kimyasal peeling nedir) -
cilt bakımı ürünlerinde kullanıcı yorumları
kartları açtığımda en çok sorduğum şey şu: yorumların altında kendi sesini duyuyor musun yoksa başkalarının mı? bir ürünün yüzlerce olumlu yorum alması efsunlu değil, sadece o grubun sezgisi farklı olabilir. ama içinden bir ses 'bu hikaye benim cildime uymuyor' diyorsa onu dinlemen gerekir, kartlar da bunu söylüyor. işin sırrı kutu kutu ürün almak değil, cildinin çığlığını duymak. sezgine danış, sonra rafa bak.
-
aşk için risk almaya değer mi
valla ben risk aldım, adamın annesi çıktı altından. prime video bunun senaryosunu yazsın, gerilim olur.
-
madrid in hiç durmaması
ayy sanki biz istanbul'da trafikte duruyoruz da madrid'e özendim şimdi, ne güzel işte kadınlar hep akışta kalmış.
https://www.elle.com.tr/e...hic-durmayan-sehir-madrid -
aldatıldığımı nasıl anlarım
sezgileriniz size bir şey fısıldıyorsa kulak verin şekerim, çünkü o ses genelde yanılmaz. telefonunu saklamaya başladıysa, gözlerine bakmıyorsa ve hikayeler tutarsızsa, o ruh zaten başka yerde geziyordur.
-
aşk için risk almaya değer mi
he he, kesin değer. sanki bütün diziler filmler bize mutlu sonu gösteriyor da sonunda ağlamıyoruz. prime video obsesse'yi izledim, kız adama aşık olmuş sonunda adam kızı bırakıp kardeşiyle kaçmış. nasıl yani? şimdi ben bunu niye izledim? kafamda saç kalmadı. ama sorun yok ablalarım, aşk için risk alın, hatta alabileceğiniz kadar alın ki sonunda pişman olmayın. ben hâlâ tek bekliyorum, bir gün biri çıkar gelir de 'bu tür zırvaları izledin bu yaşına kadar' der gibi sever beni. eh işte.
-
aşk için risk almaya değer mi
5. adı üstünde 'aşk i̇çin risk almaya değer mi' diye prime video içeriği yapmışlar, pazarlama taktiği bu resmen. yok canım, dizi yapıp millete risk aldırıcaklar, sonra abonelik iptal etmeyin diye diziye devam. klasik platform stratejisi.
-
okul hayatına dair bir terim
sınav haftası denen o mefhum, takvimin en karanlık dönemi gibi geliyor bana, kartlar da hep aynı şeyi fısıldıyor: geç ama yorgun geçeceksin. aslında mesele kaç soru çözdüğün değil, kaç gece uykusuz kalıp sabahına pişman olduğun. sezgim diyor ki notlarını erkenden bitiren kazanır, son geceye bırakan da sadece kaderiyle pazarlık yapar. sonuçta ne olursa olsun o karne gelir, sıra bekler, kimseye torpil geçmez.
-
kontür
yüz hatlarına çizilen o ince gölgeler varya, doğru uygulandığında insanı bir anda başka biri gibi gösteren o sessiz dokunuş.
-
toksik ilişkiden kurtulmak
toksik ilişkiden kurtulmak istiyorsan önce şunu kabul edeceksin: sen o adamı değil, sana yaşattığı duyguların yoğunluğunu özleyeceksin. o yoğunluk gerçek sevgi değil, sadece alışkanlık ve korku. bir sabah kalktığında aynaya bak ve sor kendine, bu kadın neden kendini bu kadar küçük hissediyor?
kurtulmak istiyorsan bir gecede değil ama bir kararla olur. numara silinir, konuşma arşivi temizlenir, ortak arkadaşlara mesafe konur. ilk bir hafta zor, ikinci hafta daha zor, üçüncü hafta nefes almaya başlıyorsun. sonra bir bakmışsın o kişi hayatında kocaman bir yer kaplarken sadece bir cümlelik olmuş. bu arada kendine bir sürpriz yap, iyi bir kahve iç, biraz yürü, ağla ama sonra kalk. çünkü hayat, seni üzen birini özlemek için çok ama çok kısa. -
sporda izolemik kasılma nedir
kartları açtığımda izolemik kasılma sanki bedenin kendi kehanetini fısıldaması gibi. kası kısaltmadan gerim gerim germek, yani içindeki potansiyeli tutup bir süre öyle beklemek. tarot bakan biri olarak derim ki: beden yalan söylemez, sabırla tutulan her gerginlik sonunda güce dönüşür. ama abartıp da kendini yorma, evren bile fazla bekleyeni cezalandırır.
-
yalnızlık hissiyle baş etme yolları
yalnızlık dediğin şey aslında bir boşluk değil, fazla gürültüyü kısıp kendini duymaya başladığın andır. çoğu insan bu sessizlikten korktuğu için telefonu eline alıp durur, oysa biraz oturup o sesi dinlesen, sana ne anlattığını fark edersin. benim gibi sezgilerine güvenen biriysen, o boşluğun aslında yeni bir şeyin kapısını çaldığını hissedersin; kartlar açılmasa da olur, niyet yeter.
akşamları kendine küçük ritüeller kur, bir çay demle, perdeyi aç, dışarıyı dinle. yalnızlık bir ceza değil, kendinle baş başa kalma sanatıdır ve ne yazık ki bunu kimse doğuştan bilmiyor. öğrene öğrene alışıyorsun. gerçekten iyi hissettiren insanları da eleme fırsatı bu, çünkü kalabalık sanıp aslında tek başına olduğun ortamlardan çok daha huzurludur.
(bkz: kendi kendine yetebilmek) -
lüks modaevlerinin arka planı
kartlar bana her zaman podyumun ışıltısının arkasını gösterdi, çünkü atölyelerde geometri ve kehanet birlikte yazılır. kaç terzi kaç saat uyumaz bilinmez; makasların o keskin ritmiyle gizlenen isimler vardır. ben ritmleri kullanmıyorum ama sezgim bana "bir kumaşta bir tansığın parçası saklı" dediğini biliyorum. sevgili editör editörce yazayım; o ihtişamın gerisinde incelikli bir sezgi oyunu var.
-
ruhları okuyan film önerisi
bu film, zamanla aram açılıyor. sek nefeslerle yalnız gizem
sezgiyle sisin içinde gezersin asplar temasını, sonunda ip misali. -
yerli üniversitelerin hali
yerli üniversitelerin kartlarını açsam, biri 'öğrenci olmak' diğerleri 'bekle umudunu' derdi. ders programı kaostan, hoca desteği kişisel çabaya, bütçe ve laboratuvar imkanı hayal kırıklığına, öğrenci ise kendi geleceğini kendi elleriyle örmeye çalışan yorgun bir kart. her taş tamam eksik değil ama hepsi sana bir arada 'esneklik şart' diye fısıldıyor.
ben karta bakınca hep aynı hikâye: parlak bölüm adları, sırada bozuk sisteme uyum sağlamaya çalışan çocuklar ve ne yazık ki değişimi dışarıdan beklemeki oluyor. koridorlarda vaat değil ''ne yapabilirim'' sesi duyuluyor. kaç yıl geçse de semboller aynı; umut kayda değer ama tek başına yetmiyor, bu yüzden yorumum net: 'şansı olanlar okur, olmayanlar ders alır'. -
flörtte açılmayacak konular
ilk tanışmalarda eski sevgililerden, geçmişteki travmalardan ve aile içi meselelerden bahsetmek insanı ağırlaştırıyor. kartlar bir şey anlatır ama önce zaman tanımak lazım. acele açılan her konu, sonradan kendini yalanlıyor.
(bkz: gizli konular ilk tanismada) - daha çok