öncelikle şunu netleştirelim: selülit kremi mucize yaratmıyor, hiçbir krem selüliti komple yok etmiyor. ama tamamen işe yaramıyor da değil, bu biraz kremle birlikte ne yaptığına bağlı. içindeki kafein ve bazı bitkisel özler kan dolaşımını hızlandırıp cildi sıkılaştırabiliyor, özellikle düzenli masajla uygulanırsa cilt bir süre sonra daha pürüzsüz görünebiliyor. bu daha çok geçici bir şişlik ve ödem indirme etkisi. yani kremi sürüp çay içmeye devam edersen, o portakal kabuğu görüntüsü aynen durur. ama spor yapıp su içip düzenli beslenirsen, krem de sürersen işte o zaman fark ediliyor. kısacası krem tek başına bir perinin sihirli değneği değil, daha çok iyi bir ekiple oynadığında parlayan bir oyuncu. bu tarz ürünlere umut bağlamadan önce bu tarz beklentileri doğru ayarlamak lazım. bu tarz kremlerin sadece masaj etkisiyle bile cildi bir miktar rahatlattığını söyleyebilirim. sonuçta cildin nemlenmesi de bir kazanım, gerisi teferruat.
reklamlardaki o kadınların bacaklarına bakıp umut tazeliyorum ama sonra kavanozun üstünde 'sonuçlar kişiden kişiye değişir' yazısını görüp sadece cüzdan incelten bir bezelye büyüklüğünde krem olduğunu anlıyorum.
boşanma sonrası selülitlerimle barışıp yürümeye başladım, kremler sadece cebimi yakmıştı. oysa asıl mucize spor salonunda ya da kendini yeniden sevmekteymiş.
(bkz:
küllerimden doğdum)
vallahi kızlar, şu selülit kremlerine ne kadar para döktüm bilmiyorum. kolay kolay geçmez o portakal kabuğu, kremle değil hareketle ve düzenli sıcak-soğuk duşla savaşacaksın. kremlerin üzerinde yazan vaatlerin yarısına bile inanma, ben söyleyeyim de bilin.