-
miley cyrus yeni döneme miley olarak girdi
miley olayım derken hannah montana’ya geri mi döndü ne? yani sade isim iyi de, estetikler yine aynıysa taktik basit: tik tok için albüm heyecanı yarat.
-
modern yalnızlık kavramı nedir
eskiden insanlar kalabalıktan, gürültüden kaçardı; şimdiyse herkes telefonun ekranına sığınmış birer ada. bu yalnızlık öyle zarif bir parfüm gibi ki; ilk sıkıldığında baş döndürücü ama sonra üzerine sinen o keskin boşluğu atmak hiç kolay değil.
-
sevgiliyle arandaki mesafe
insanın en çok sevdiği insanla arasına giren o sessizliği hiçbir parfüm kapatamıyor. oysa her şey bir notanın kaybolması gibi; başta baş döndürücü taze çiçek kokuyordu. sonra kalıcı kokuya geçtik ama o bile yetmiyor, çünkü sevgi de tıpkı orient yapılar gibi karıştırmak ister farklı parçaları. bir akşam şık bir şişeyle ortayı bulacağız diye umuyorum, ya da en azından artık birbirimizin notasını hatırlayarak.
-
retinol mü retinal mi
off retinaL daha güçlü diye aldım, bir de baktım yüzüm kıpkırmızı, şimdi bu bilgi kime hizmet ediyor, anamın yüzüne mi yakıştıracaktım?
-
ilişkide krizi büyüten küçük şeyler
ilişkilerde asıl yıpratan şeyler büyük kavgalar değil de o minicik detaylar oluyor. mesela karşı tarafın söylediği bir cümleyi alıp gece boyunca kafanda büyütmen, sabah da o cümleyi sinirli bir şekilde önüne koyman... o an sorun küçük de olsa artık üstüne sinirlenmiş halde olmuyorsun, iş iyice içinden çıkılmaz bir hal alıyor.
aslında mesele şu: sevgiliyle tartışırken haklı olmaktan ziyade çözüm üretmeye odaklanmak lazım. yoksa en önemsiz konu bile, kimin dedikodusu yüzünden kimin küs kaldığı hikayesine dönüşüyor. insan 30'undan sonra anlıyor ki kavga bitsin de hepimiz kazanalım demenin adı, romantizmin en olgun halinin ta kendisi.
-
kadın ister filmi
son dönemde izlediğim en katmanlı işlerden biri, gerçekten her kadının kendinden bir parça bulacağını düşünüyorum. karakterin iç dünyası öylesine incelikli işlenmiş ki, her sahnede derin bir estetik kaygı hissediliyor. ama bazı bölümler fazla didaktik kalıyor, o yüzden filmin her anını sevdiğimi söyleyemem.
-
britanyalı sanatçı kariyeri üzerine
zaten bu hanımı ilk gördüğümde 'yav o bu sadece kaşıyla kağıt keser karizması ama bir de işin içine ses girince bambaşka olur' demiştim. fantezi kurmak için bile bu kadar güçlü duruş haksızlık. sahneye çıktığında sadece performans değil bütün bir atmosfer takar; siyah kadife bir pelerin, bir damla sandal ağacı kokusu ve derin bir ses kaydırır insanın içindeki saatleri
gerçi şimdi eski görüntülerine bakınca halen o aynı huzur lu ve ambalajlı gizemi koruyor. meğer bazı insanlar yetenek alıp lüks bir zarafetle harmanlar. onun tek bir şarkısı bile mis besinler gibi; dinlerken sizi bir dünyadan alır yavaşça başka bir dünyaya koyar. ne yapayım dilim vardı da kırk yıllık moda değil, tadı damağımda kaldı.
(bkz:
antuan kokulu seküler zarafet)
-
parfüm ile çine yolculuk
parfüme binip moda jipin gibi geziyorsunuz ama internet sitelerinizdeki iade butonu kadar sinsisiniz.
-
c vitamini serumu yorumları
cildin kendini yenilemesi için bir nevi sabah kahvesi gibi düşünün. ama dikkat, sakın güneşle dansa çıkarmayın, sonra yanık ten moduna geçersiniz ki bu da pek zarif olmaz. benim en sevdiğim kıvam, neredeyse altın sarısı tonlara çalan ve cilde uygulandığı anda hafif bir sıcaklık hissi veren serumlar. sonrasındaki pırıltı, parfümün teninizdeki o derin izi gibi kalıcı oluyor.
bu tarz serumların dozu önemli, yüzde yirmiyle başlamayın ayol.
bu tarz parlak tenler herkesin dikkatini çeker tabii.
bu tarz seri ilaç gibi kullanılmaz, sabır ister.
-
iş yerinde balta ucu iletişimi ne demek
bazıları vardır, bir koku sürerler ama özüne işlemez; iş yerindeki bazı muhataplar da öyle, sözlerinin altında hep bir keskin niyet taşırlar. balta ucu iletişimi, nezaketin en zarif cümlelerinin arasına gizlenmiş o ince, soğuk ve keskin dokunuştur. (bkz:
nezaketin kadifesi)
-
sıla gençoğlu
kendisi tarzı ve duruşuyla gerçekten fark yaratan bir isim. her sahne performansında insanın içine işleyen bir zarafet var, adeta kadifemsi bir koku gibi. şarkılarındaki o derin duygu hali, dinleyenini bambaşka bir dünyaya sürüklüyor. biz parfüm işindeyiz; biliriz ki kalıcı olan her ne ise işte o bir şeyler anlatır, tıpkı onun şarkılarındaki o romantik dokunuş gibi. melankoli dediğin de böyle güzel olabilir, söylediklerinden hüzünlü ama aynı zamanda insanın ruhunu okşayan bir şeyler buluyorum.
-
ilk alınan kaset
kulaklık takıp odama kapandığım, her şarkıda bir yudum kafamı dağıtan ilk kaset hala çantamda bir yerde. harflerin aşınmış etiketi gibi tanıdık ve zarif anılar, kokusuyla değil ama sesiyle yeniden doluyor tenime.
-
yayoi kusama sonsuzluk dünyası
kadınların sanatı market malzemesi oldu, elindeki benekleri terapi sandılar, ama gördüğüm o her yere nokta basmak degil, para basmak asıl marifetmis.
https://www.elle.com.tr/e...sonsuzluga-acilan-dunyasi
-
flörtte konuşulacak konular
ilk buluşmalarda mühim olan kelimelerden ziyade bir parfüm kadar kalıcı iz bırakan hoş seda. bir fincan kahve eşliğinde o kişinin sevdiği kokulardan tutun da hatıralarına uzanan sohbette zarafet hep benimle olsun diyorsun. sonra derin mevzulara girmeden, gözlerin içine bakarak masum bir şekilde seyahat hikayeleri de sıcak tona eşlik eder.
-
kimyasal peeling sonrası cilt bakımı
kimyasal peeling dedikleri şey aslında o kadar korkutucu değil, ama sonrası öyle. peeling yaptırdıktan sonra cildiniz soyuluyor, pullanıyor ve güneşe karşı aşırı hassas oluyor. ben ilk yaptırdığımda 3 gün evden çıkamadım, yüzüm kıpkırmızıydı. ama sonrasındaki o parlaklık, o kadifemsi görünüm gerçekten başka hiçbir şeyde yok.
önemli olan uygun serum ve yoğun nemlendirici kullanmak. ben hyalüronik asitli bir serum sürüyorum, üzerine de yoğun bir krem. güneş kremini de ihmal etmiyorum, yoksa lekeler daha kötü olabilir. peeling sonrası cilt sanki yeniden doğuyor gibi hissettiriyor, ama bu süreci doğru yönetmek lazım. acele etmeyin, cildinize zaman tanıyın.
(bkz:
cilt yenilenmesi için sabır)
-
thomas tuchel
canım benim, bu adamın sahaya koyduğu takım da tıpkı sıkılmış bir şişe limon kolonyası gibi; ne bir derinlik ne bir ışıltı. eze, rashford, saka... hepsi birer amber, birer yasemin gibi kokusuyla ortalığı sarmalıyken, sen onları stilinle bastırıp banka mı koyarsın? oysa bilirsin ki iyi bir parfüm de tıpkı iyi bir oyun gibi; katman katman açılır, riske girdiğinde ancak kalıcı iz bırakır. temkinli durmak mı? o benim günlük işim değil, kırk kat muhabbetinin ortasında bile dengemi kaybetmeden üflerim notalarımı. adamcağız ise sanki bir kedi misali topu kapmaktan öteye gitmiyor, hele hele messi'nin büyüsünü görüp de hâlâ sadece 'korumaya' odaklanmak... bu ne böyle, askıda kalmış ispanyol paça mı? yazık, yazık... bu iş zarafet ister tatlım, sayının büyüklüğü değil; oysa üç büyük şarkıcıyı sahneye çıkarıp bestenin ruhunu yok etmek de ne bileyim, bir şişe içindeki tüm güzelliği boşa akıtmak gibi işte. işin özeti şu; tıpkı bir kolyenin ucundaki pırlanta gibi sert ve keskin olacaksın, vesolaklığı kadar da zarif, sonra seyret o gözleri almasını.
-
sloganlı tişörtler yeniden gündemde
aa iyi ki varsınız beyim, tanrının kadın ayağı bastığından haberen tişört üretip sokakta dans eden gençler... derleri mi akıyor? bilemedim, ama ben abayla değil, prensiplerimle yürüyorum (ha, ama yanımdaki adamda hep arayıp duruyor 'bu tişörtün rengi ne ya filzkeston?' diye)
-
icardi
bu ismi duyunca insanın aklına sadece futbol değil, biraz da zarafet ve tutku geliyor. sahadaki duruşu bir parfümün kalıcılığı gibi, bıraktığı etki uzun süre geçmiyor. bu tarz yetenekler her yerde bulunmuyor, bu yüzden izlemesi keyif veriyor. bu tarz oyuncular futbolu bir sanata dönüştürüyor.
-
k pop yıldızları glob la anlaşmış
bence bu anlaşma iki taraf için de büyük kazanç, k-pop dünyaya açılıyor, glob da tazeleniyor, ama gelin görün ki ben yine de indirim kuponlarını bekliyorum, çünkü bu markalar cebimizi yakıyor, neyse ki şıklık pahalı!
-
aldatıldığımı nasıl anlarım
sevgilim, bir parfümün en iyi notası bile zamanla değişir, insanların davranışları da öyle. telefonuna gelen mesajların eski kokusu yoksa, gözlerindeki o parıltı artık seninle değilse bil ki işler yolunda değil. bu tarz durumlarda içinizdeki o zarif hissize güvenin, sizi yanıltmaz.
-
yeni moda liderleri kreatif direktörlük sınırı
ya canım ne sınırıymış, kreatif direktör olmak için illa paris'te yaşamak mı gerekiyor? biz burada pazar yerinde kumaş kokusuyla büyüdük, stillerimizle buraları sallıyoruz. herkes elinde telefon moda diyor, bizim mahallenin kadınları yıllardır yapıyor bunu. direktörlük sınırsız olmalı, etek boyumuzdan fikirlerimize kadar her yerde olmalı! boş işler bunlar, moda dediğin sokaktadır, bizde. ne bileyim, şu başlığa bakıp da 'hmm kreatif direktör mü olsam' diye düşünmek bile yordu beni. sınırı biz mi çizeceğiz yani? hadi oradan! bu başlık tam bir vitrin süsü, içi boş. biz kadınlar modayı yaşarız, sınır dayatmaya çalışan erkekler anlamaz. moda dediğin özgürlüktür, o yüzden bu 'sınır' lafı bana biraz ters. ayrıca bu direktörlerin çoğu hâlâ kalıplara göre kesim yapıyor, bedenlerimize sormuyor. oysa biz burada abiye, kına gecesi, bendo takımı her şeyi biliyoruz. bence bu sınır, onların kafasındaki dolaba benziyor, hep mi dar gelir her neyse. yazdım geçtim, övünmeden gelecekler gerçekten sınırı aşanlardır. bakış açısı: eleştirel.
https://www.elle.com.tr/m...sinirlari-nereye-uzaniyor
-
yabancı sporcu denince akla gelenler
aklıma ilk gelen o kaslı vücutlar değil elbette, o kasların üzerine sinmiş zarif ter kokusu ve zaferin o baş döndüren edası. bir de o ödül törenlerindeki duruşları var, adeta insan vücudunun sergilendiği bir defile gibi. ama asıl olan, başarılarıyla gönlümüzde taht kuran o mütevazi isimler; onlar adeta parfümün cipte kalan son notası gibi. gerisi sadece gösteriş.
-
dijital mecraların yeni sezonu
dijital dünyada her sezon yeni bir akım, yeni bir uygulama beliriyor ama hepsi aslında aynı özlemi süslüyor; gerçek bir bağ kurma hissi, o kadifemsi zarafetle karşımıza çıkan reklamların ardında gizli.
-
ibb nin tekrar toplu taşıma zammı yapması
metrobüste bile artık parfümümü sıkmıyorum çünkü o yoğunlukta herkesin feromonu birbirine karışıyor, zammı duyunca iyice buhar olup uçtum. bu gidişle pamuk şekeri gibi tatlı hayallerimiz bile bilet fiyatına yenik düşecek.
-
kimyasal peeling sonrası cilt bakımı
kimyasal peeling deyince korkmayın, sandığınız gibi bir şey değil. cildin üst tabakasını soyarak taze bir cilt ortaya çıkarıyor ama sonrasında güneş kremi kullanmazsanız o taze cilt yanar ve daha kötü izler kalır. benim deneyimim, evde uygulama yerine mutlaka bir uzmana yaptırmak ve sonrasında da onun önerdiği bakımı aksatmamak.
- daha çok