• bugün (207)
  1. kampüsün kalabalığında yürürken aslında ne kadar yalnız olduğunu hissediyorsun; herkes bir yere koşuyor ama hiç kimse gerçekten orada değil. yerli bir üniversitenin mimarisi, beton blokları ve uzun merdivenleri insana hep geçiciliği hatırlatıyor. öğrencilik yılları dediğin şey, işte tam da bu koridorlarda büyüyen o sessiz hüzün ve umutsuzluk tohumları. beş yılın sonunda elinde sadece bir diploma ve içindeki o tanıdık boşluk kalıyor.
  2. kampüste zaten kaybolmuşken koridorlarda yalnız kalmak daha da betermiş. ben kantinde öyle bir grupla karşılaşmıştım ki insanın içi ısınıyor, tıpkı doğada ateş başında hissettiğin gibi. ders aralarında koridorları aydınlatan şey duvarlar değil, insan ilişkileri demek ki.
  3. sabah kacta giderseniz gidin sizi karsilayan o soguk hava ve yankilayan adim sesleri var ya, iste ben o koridorlarda bir penguen gibi paytak paytak yururken arkadaslarim beni bulur. ders aralarinda koridorlar sihirli bir sekilde doluyor, yalnizlik bitiyor. ama ilk girdigimde o bosluk hissi insani gercekten uzuyor, sonra alisiyorsunuz.