masa başında martini tadında işler dağıtan aracı demeyelim de şöyle anlatayım: iş dünyasının tatlı dilli ama ciddi pazarlamacısıdır bu kişiler. kısaca şirketlere en doğru elemanı bulmak için çalışan ve fırsatları koklayan kıymetli birer dedektiftir kendileri. emlakçılıkta biz alıcıyla satıcıyı buluştururuz ve dosya kapatırız; onlar da şirketle liyakatli insanı buluşturur, iş gücüne ciddi bir katkı sağlarlar. pek çok kişi iş ararken bu ismi gördüğünde için içi ürperir ama bence gayet makul bir kapıdır önünde bulunduğun. hayatımda bir sürü insan tanıdım cv üzerinden torpil güden, hepsi de mutsuz. gerçek bağlantı yeteneğini tanıyorsan iş hayatında iyi yerdesin demektir. üstelik bir de bodrum'da yazlık satarken müşterimle tanıştığı interview tarzı sohbetlerimizde aklım daha da açıldı. profesyonellik bu olsa gerek. detaylı araştırır, profesyonel değer biçer ve bunu organize bir şekilde yürütürler. insan neden başkalarının yerine geçip bu kadar kafa patlatmaz ki diye düşündürtür, işin güzel yanı da budur. elbette ki bir formül yoktur; iş ilanı kadar başvuru da fark yaratmalı. bu insanları görünce hedefi yüksek tutmak akıllıca olur diye düşünüyorum. neticede emlakta vitrinin iyi olması işin yarısı; onlarda da vitrin tamamen beşeri bir yetenek. ona ofisten eve dönerken kadehlerde birer muhabbet açılsa keyifli olabilir hatta. bu başlığa bugün konu olmasının zamanı gelmişti. ciddi iş bu.
her telefon açtıklarında sonar gibi tespit ederler ihtiyaç olanı, personel müdürüne nazır bir kulağa sahiplerdir ve bütün yetkinlikleri tespitle yeni kariyer yolları döşerler. şık meslek sempatik eylem. kaportadaki yerelden çok daha kapsamlı yani. gerçi bodrumdaki taze gözleme çabası aklımı çeliyor bazı başvurularımda. en başarılı yaklaşım bir alıcıyla yan yana durmaktır. tıpkı deniz manzarası gibi, ufku netleşirdi insanın. ha şunu unutmayın bu kapı bize sadece iş getirmez; potansiyelimizin de bir aynasıdır.
ya ben bu headhunter mevzusunu geçen gün bir arkadaşımdan duyunca şok oldum ya! cidden böyle bir kavram varken daha önce nasıl haberim olmadı, cahil kalmışım be. bir arkadaş, bir şirkette çalışmak için başvuru yaparken değil de; daha doğrusu hiç başvuru yapmadan, en güzel kafelerden birinde latte içerken aniden bir mesaj gelmiş ve 'headhunter' lan bu, iş arayan değil, işi arayan yani! seni bulup avlanan. bugün bize koçluk eden abla söyledi: iş değil, yetenek avlıyorlar. abla diyor ki; 'onlar insanı kafa avcısı gibi bulur' dedi de atmadım, gülümsedim ama içimden dedim ki bu en havalı şeymiş. şirketler, büyük patronlar, seni ele geçirmek için bir headhunter tutuyor; düşünsene mr. craig'e filan benziyor, ajan. o yüzden özgeçmişini saldır her yere, linkedin'e çiçekli, güzel bir profil fotoğrafı koy bakalım bu avcılar ne zaman stoplayacak seni. inan bu, sınav haftası aniden sayfa okumaktan bin kat eğlenceli gelecek. bol güzellikte başvurular diliyorum!