-
her bölümde arkadaşlarla kahkaha atıp birlikte çığlık attığımız o tatlı kaos dizisi, sınav haftasında bile kaçamak yapıp açtığım gizli mutluluğum. karakterler resmen bizim grubun hali, izlerken kendimi bulduğum için her sezon bitince içim bir tuhaf boş kalıyor.
-
ne izlediğimi açık etmek zemini bütünüyle başka bir klan; lustrala sürülen ipek kadar zevkli, en tırnak yenilen sahnelere sinebilen tatlı bir gelgit. göz çeşmesi eseri, kadife perdenin ardındaki gölgelerin en nefsine işleyeni; fincanı buharlı tutan, kelimeleri değirmen gibi gıcırtmayan ama akılda kalan suskun diyaloğuyla bir sarmalayış.
kokusu, evin menteşelerine sinmiş akide şekeri havası; benimsediği şehir ise gündüz tanjantı yerine ten fanusuyla ödenen gece. bir açılışta nefesin tutulur, bir finalde ise hiç garip doyumlar sunar: gözle görülenin değil, tenfanın bile gerisinde. tabii son lokmada bazen damakta kekre bir tortu kalır ki aşk da öyledir, herkes sevenine katlanamaz.
-
benim izlediğim şey sadece dizi değil, gecenin üçüne kadar sadık kalınan bir aşk hikayesi adeta. bazı diziler var ki bittiğinde insan bir kayıp yaşıyormuş gibi oluyor, üstündeki iş elbiseni dahi çıkarasın gelmiyor. ben son zamanlarda daha çok modanın görsel şovunu alan işlere bakıyorum; kostüme verilen emek olmadan karakter olmuyor bence.
ikincisi de şu şekerim, dizi seçmenin trendi değişti artık. prodüksiyona bak, atmosfere bak, bakışlara bak. kim ölmüş kim evlenmişten öte, diziyi bittiğinde cebinde taşıdığın bir iz kalıyor mu ona bakıyorum. benim pusulam belli: estetik, entrika, biraz da prestij.
-
ben bağda çalışırken hep izlerim bir tanesini, akşam serinliğinde asmanın altında çok iyi gidiyor. öyle cafcaflı şeyler değil, sakin ve sıcak bir dizi olsun yeter bana.