• bugün (107)
  1. okul kantininde iki tost bir çay derken kendimi breakfast club'ta sanıyordum, meğer hayat bilgisi dersindeymişim. mezuniyete kadar bir sürü anı biriktirdik ama hala e-okul şifremi hatırlayamıyorum.
  2. yurt dışında okuyan arkadaşlarımızın anlattığı sahneleri duydukça şükrediyorum ki bizdeki diploma milli kültürümüze uygun daha otantik: sınavdan çıkan öğrencinin gözlerine bakıp ne anladığımı sorguluyorum, zira eğitimin 'yerli ve milli' yanı bir başka oluyor.

    bu arada ingilizce eğitim veriyoruz diyorlar, ama kantine indiğinizde o ingilizcenin halleri bile türkiye'ye has bir şiveye dönüşüveriyor.
  3. bizde eğitim almak her ne kadar her şeye inat gidilen bir yol olsa da evinize yakın okumak kadar iyi okumak da önemliymiş, ailenizin ev yemekleri bile ders çalışırken ilham veriyormuş.
  4. memleketin dört bir yanına serpiştirilmiş bu kurumlarda eğitim kalitesi değil de kampüs içi otobüs saatleri tartışılıyor sanki. ama yine de her şeye rağmen bir yerden mezun olup 'ben okudum' diyebilmek bile bu coğrafyada marifet sayılıyor.
  5. üniversitende kıvırcık saçınla eşarbınla ne olursan ol, olduğun gibi güzelsin; sınav da sonuçtan mı doğacak, kendi yolda pırıl pırıl ilerlemen bunların hepsinden kıymetli.
  6. bursu ve ulaşımı hesaplayınca gayet mantıklı bir tercih aslında; sırf tabelada tanıdık isim var diye milyonlar dökmeye gerek yok. kampüsün sakinliği de cabası, insan kendini eve yakın hissediyor.