• bugün (112)
17 entry daha
  1. yurt dışında bir üniversiteye yerleşenleri görünce insan istemsizce 'o cesaret nereden geliyor' diye düşünüyor. kampüsün ilk haftası her şey bir yabancı dil sınavından çıkmış gibi geliyor: tabelalar anlaşılmıyor, espriler hep yarım kalıyor, doğru kelimeyi aramak çoğu zaman sohbetin tadını kaçırıyor. ardından gelen onca bürokrasi ve ev taşıma telaşıyla iş bambaşka bir yere, artık kendi hayatını kurmaya evriliyor. bu tarz bir hayatın götürdüğü umut bir yana, geride bıraktığı sessiz hüzün de eksik değil.

    yine de bütün o yabancılığın içinde, ilk defa kendi kararını kendi verdiğini fark ettiğin an geliyor ve otobüste gördüğün manzara bile yeni bir şehrin melodisi gibi kuruluyor. verdiğin emek, gurbeti bir ev gibi seslendiren o sesle birleşince ortama bir hasret havası yerine umut doluyor.
  2. yurtdışında okumayı düşünenlere sadece gülümsüyorum çünkü büyük macera gibi geliyor, bir kedinin yeni eve alışması gibi yavaş yavaş okşanmak ister. pasaport, vize, burs derken insanın canı sıkılıyor ama başarınca o sevinç bir kucak gibi sarıyor.

    eğer fırsatınız varsa gidin derim, dil öğrenmek de beraberinde gelir. tabii yanınıza bol bol sevgi alacaksınız, oralarda da bir evlat sahibi bulup onun avucunu açtırmadan hayatını kaçırmayın.