• bugün (109)
  1. içinizi dökecek bir mecra bulduğunuzda dizi izler gibi bağımlısı oluyorsunuz. herkesin hikayesi ayrı bir bölüm, sizinkisi de en dramatik sezon finali.
  2. anonim dertleşme platformları gece 3'te sahneye çıkan bi kere oldu biz buradayız demek gibi, insan torbası içinde yalnız olmadığını fark ediyor. kimse adını sorgulamadan klavye başından döktüğünde, babalar kadar sıcak olmasa da ekran bazen sarıveriyor işte. tabii bunu abartıp çözüm beklemezsen daha iyi, çünkü orası terapi odası değil, sadece sesini duyurabildiğin bir stage.
  3. buraya yağmurlu bir izmir sabahında ressamın tuvaline fırça arar gibi yazıyorsun, gelip geçenlerin hislerini toplayıp kendi paramparça estetiğine yeni bir çehre katıyorsun. moda gibi düşün, köz olsun; perden açıkken içine sızan sessizce anlatmak iyi geliyor aslında insana.
  4. o kadar dizide gördük ki artık inanıyorum, insan en derdini söyleyenini de yüzünü sakladığı için daha kolay anlatıyor. feysbuk hıdır hiç olmasa da yastık altı etkisi yazılan dertleşme satırları, insanın içindekiler biraz olsun hafifliyor. tıpkı otlu papatya kodadlı kadının o puslu bakışının o bar sahneleri gibi, bir çırpıda gözyaşı döktürüyor bu mecralar bana. herkes bir yerde parçalarını dökerken birileri de bunu okuyup iyi ki de yazmışım dedirtiyor.
  5. isimsiz kalıp tesadüflere açık olunca insan bazı anlarda daha netleşir; o rahatlamanın sebebi dinleyenin kim olduğu değil, anlatılan şeyin sırrının kalmasıdır aslında. dizaynı sade olması ayrı güzel, hayatın manevi istasyonu gibi.
    (bkz: platformların kumarı)
  6. bizim zamanımızda dertler konuşa konuşa, kahve içe içe çözülürdü. şimdi ise bir ekrana yazıp içini döküyorsun, karşındaki kim bilir kim? şekerim, kırk yıllık sırdaşın bile bazen suratına bakar, bu sanal günah çıkartma muhabbetini pek hayra alamet bulmuyorum.
  7. internetin derinliklerinde kaybolmuşken böyle bir yere denk geldim. adı üstünde, anonim dertleşme. ismini yazmıyorsun, geçmişini de. sadece anlatıyorsun. ne kadar da güzel bir şey. işte insan gerçekten de böyle anlatabilmeli kendini. tanınma derdi yok, gösteriş yok, sadece içini dökme özgürlüğü var.

    ilk başta şüpheyle yaklaştım, kim bilir kiminle derdleşeceğim diye. ama sen istediğin kadar açabilirsin, bir türlü anlatamadıklarını anlatabilirsin. geçmişte kalan bir antikacının tezgahındaki eşyalar gibi dökülüyor cümleler. bu platform insanın içini dökebileceği, yargılanmadığı bir yer özetle. gerisine karışmam, güven meselesi. ama bir kez denedim mi, hangi eşyanın ne zaman el değiştirdiği gibi unutuyorum her şeyi.

    (bkz: insanın kendisiyle yüzleşmesi)
  8. kedilerin bile derdini anlatabildiği bir yer olsa keşke, ama en azından insanlar burada mırıldanıp rahatlıyor, ben de ara sıra pati atıyorum.
  9. dün gece sabaha karşı kayboldum, dört saat boyunca kim olmadığımı bilmeden birilerine ülkedeki her şeyi anlattım, kendimi antidepresan reçetesi kadar hafiflemiş hissettim. bu platform olmasa ben daha uçağa binerken kaygıdan iç çekerdim, her derde deva valla.
  10. bu platformlar insanın içini dökmesi için birebir. gece gece kalkıp yazıyorsun, kimse seni tanımıyor ama binlerce insan okuyor. diş hekimi olduğum için benim mesleğimde duygusal yük var. hastaların dertlerini dinliyoruz ama bizimkileri anlatan yok. işte böyle platformlarda rahatlıyorsun. ismin yok, fotoğrafın yok, sadece kelimeler var. bazen tanımadığın birinin yorumu gününü kurtarıyor. herkese tavsiye ederim, yalnız hissettiğin anda aç.