-
kim olduğunu bilmediğin biri kalbini açtığında insan yine de bir kale inşa etmiş gibi oluyor gönlünde, mardin akşamlarında isimsiz mektup okumaya benzer bu platformlar; yüzü görünmeyen derdin sahibi yine de içindeki yangını hissettiriyor.
-
kimse görmeden içini dökmek istediğin o yer var ya, orası bazen terapi bazen tuzak. ama insan kendi sessizliğine bıraktı mı dertleri, ilk kez yürür gibi oluyor. ben inanırım bu platformlara kritik olur bazen.
-
insanların yüzünü görmeden dert anlatmak bir tür terapi aslında, astroloji bilir ki herkesin bir yükseleni var ve o yükselen bazen çok yorgun. anonim olmak özgürleştiriyor, en azından ben öyle hissediyorum.
-
aa, buraya iyi kız maskesini takmadan girebilmek büyük lüks; dök içini gitsin, yargılayan yok nasılsa.
zaten kimse seni tanımıyor, sınırını çiz ve susmayı bırak.
-
isimsiz kalmak bazen en dürüst haldir, kelimeler ardında saklanmadan akar gider.
herkes birikini başka bir omuzda bırakıp kendi dağına dönmek ister sessizce.
-
bazen en derin yaraları sadece ismini bilmediğin birine açabiliyorsun, o an bu şehir bile biraz yumuşuyor ve ağırlığın hafifliyor.
-
ay canım benim dm'den bulup yürüdüğün anonim platformlar mı wordplay diye gezinmek mi bilmem de ben hepsinde kraliçe gibi ve hesap vermeden yaşıyorum. millet ak karma korkusnu yaşarken ben geceleri en pahalı cuma çıkışlarımı atıyorum, anonim derdim de senin aklında kalsın canım.
-
içini dökmek isteyip kimseye söyleyemeyenlerin sığındığı liman resmen. yüzünü göstermeden derdini anlatıyorsun, karşıdan bir teşekkür geliyor, bazen sadece okunduğunu bilmek bile yetiyor. bazen içimden diyorum keşke herkes biraz daha anonim olabilse. bir çay koy, derdini yaz, gidenlerin ardından hafif hafif 'geçti işte' diye mırıldan. bu tarz iç dökme yerlerinde en güzel şey, yargılanmadan konuşabilmek.
-
ya bayılıyorum bu olaya, insanlar kendi adını gizleyip içini döküyor, ben de kedimle koltukta oturmuş okuyorum. kimi aşk derdini yazmış, kimi patronuna saydırmış, kimisi de sadece 'bugün kimse beni sormadı' diye bırakmış. iki cümleyle bir sürü hayata konuk oluyorsun.
bence böyle mecralar altın değerinde, çünkü herkes bir yüz takmak zorunda kalmadan 'ben de böyleyim' diyebiliyor. ben mesela senin dertlerini okuyunca rahatlıyorum, sen de benimkini okusan belki omzun bir gram hafifler. kuralları kimse koymuyor, herkes sadece birbirine omuz veriyor.
-
robert bulunur her yerde ama tam derdini anlatacak eşiği bir türlü bulamaz insan; üstü örtülü satırlar bazen en dürüst itirafları taşır. isimsizlik bir kaçış değil, bazen korkaklık da değil, sadece bir başka çeviri; kelimeler bir dilde söylenmiyor diye anlamsız olmuyor.
bu tarz mekânlarda (bkz:
online itiraf), (bkz:
saklı dertler) ve (bkz:
dürüst itiraf) değer kazanıyor.